Edirne – Kırklareli – Burgas

İkinci bölümden devam…

19.06.2015

Saat 14.15 gibi Edirne’den ayrıldım. Edirne çıkışındaki sapaktan Kırklareli yönüne dönmek yerine, sapağı kaçırıp yola devam ettim. Daha sonra, Kırklareli’ne nereden gideceğimi sormak için, yol üzerindeki Sazlıdere Shell istasyonuna girdim. Burada beni, bisikletçi bir dost, Erdem Ersöz karşıladı. Kendisi bisiklete biniyor, uzun seyahatler yapıyor ve Edirne’deki bisiklet gruplarını organize ediyormuş. Bir projesi olduğundan bahsetti bana… Edirne’ye gelen ya da yolu buradan geçen bisikletli gezginlere, benzin istasyonunun arkasında çadır kuracakları ve duş alıp yemek yiyecekleri uygun bir yer ayarlamaya çalıştığını söyledi. Müdürü de bu projeye destek veriyormuş. O sapağı kaçırmasaydım, Erdem’le tanışamayacaktım ve böyle güzel bir projeden haberim olmayacaktı. IMG_1499Erdem’in iyi niyetli bu düşüncesi çok hoşuma gitti; umarım başka akaryakıt istasyonlarında da benzer uygulamalar yapılır. Yolunuz Edirne’ye düşerse, muhakkak Sazlıdere Shell’e uğrayın.

Erdem’in önerisi üzerine, Sazlıdere ve İskender köylerinden geçerek Kırklareli’ne gittim. Kırklareli girişindeki DSİ misafirhanesi gözüme çarpınca, boş oda olup olmadığını sormak için nizamiye kapısından içeri girdim. Şansıma yer varmış… Hemen misafirhaneye yerleştim ve yemek yemek üzere şehir merkezine gittim. Geçen sene, sınırdan çıkmadan önceki son günümde de DSİ’nin İpsala misafirhanesinde kalmıştım. DSİ misafirhanelerinin, seyahatlerimde manidar bir önemi oldu artık benim için.

DSC07162

Edirne – Kırklareli yolunda yanmış bir otomobil

DSC07164

Kırklareli

Güzergâh: Edirne – Kırklareli (Harita için tıklayın)
Mesafe: 68 km

 

20.06.2015

DSC07166

Kırklareli DSİ Misafirhanesi

Saat 11.30’da Kırklareli’nden ayrıldım. 440 metre rakımlı Babatepe’den geçip saat 13.30 gibi Dereköy’e geldim. Dereköy girişindeki bakkaldan yiyecek bir şeyler aldım, suluklarımı doldurdum, köylüyle, esnafla sohbet edip çay içtim. Bir saat sonra Dereköy’den ayrılıp, 648 metre rakımlı Aziziye geçidinde olan Bulgaristan sınırına vardım.

DSC07168

Kırklareli – Dereköy yolu

 

DSC07169

Babatepe

 

DSC07172

Kırklareli – Dereköy yolundan…

 

DSC07174

Dereköy’de bir köy evi

 

DSC07176

Dereköy Bulgaristan sınır kapısı

 

DSC07178

Dereköy Bulgaristan sınır kapısı

Bulgaristan’a daha evvel gidenlerden, Bulgar polisinin Türk turistlerden rüşvet istediklerini hep duyardım. İki sene önceki Bulgaristan gezimde olduğu gibi, bu sene de böyle bir olaya rastlamadım. Rüşveti, Bulgaristan polisi değil; başka birileri istiyor Türk turistlerden anlaşılan. Sınır geçişlerinde alınan 15 TL neyin parası, hala aklım almıyor. Gürcistan’a ve Bulgaristan’a girişlerimde, bugüne kadar 60 TL para verdim. Çok uygunsuz ve ahlak dışı bir uygulama! Birilerinin kulağına gider belki diye yazıyorum…

15 TL’yi verdim, pulumu yapıştırdım, pasaport ve vize kontrollerimi yaptırdım, Saat 16.00’da Türkiye’den ayrıldım. Şimdi deniz seviyesine kadar iniş zamanı… Daha önceki gelişimde Malko Tarnovo’ya gelmeden Tsarevo yönüne sapmıştım; bu sefer direkt Burgas’a gideceğim. Malko Tarnovo’dan ve Bulgar köylerinden geçerek Tsarevo – Burgas yoluna bağlandım.

DSC07179

Malko Tarnovo

 

DSC07180

Burgas yolundan…

 

DSC07183

Burgas yolunda bir Bulgar köyü.

 

DSC07185

Burgas

Yolun geneli iniş gibi görünse de tırmanışların olduğu bir yoldu. Bir ara, bisikletimin zincirinde sorun çıktı; zincir, son dişliye geçmiyor, geçtiği zaman da başka dişlilere atlıyordu. Ayar vidasından düzeltmeye çalıştıysam da başarılı olamadım. Burgas’da tamir ederim düşüncesiyle fazla zorlamadan pedal çevirmeye devam ettim.

Burgas’a gelince, evinde kalacağım arkadaşım Mehmet Hasan’ı aradım. Beni Burgas tren garından aldı ve beraber, kuzeni Fatma’yla yaşadığı evlerine gittik. Bu benim ilk Couchsurfing deneyimimdi. Mehmet ve Fatma’yla güzel zaman geçirdik; ikisine de buradan teşekkür etmek istiyorum. İyi bir fotoğrafçı olan Mehmet, aynı zamanda Burgas çevresindeki Türk köylerinde düğün videoları çekiyor. Normalde düğünlerden, gelin fotoğrafçılığından, düğün çekimlerinden vs hiç hoşlanmam ama Mehmet’in bana izlettiği videolar, bahsetmeye çalıştığım postmodern, kitsch düğün videolarından değil; belgesel film niteliğindeydi hepsi.

Burgas’ı ilk gördüğümde çok etkilenmiştim; küçük, şirin ve güzel bir şehirdi. Bu gelişimde ise her yerde tadilat ve asfalt çalışmaları vardı. Çok beğendiğim gar binası da restore ediliyordu. Belki ileride daha güzel olacak ama, yine de Burgas’ı böyle görmek istemezdim. Ertesi gün, akşama kadar yağmur yağdığı için şehirde fotoğraf çekemedim.

Burgas’da iki gece kaldıktan sonra 22.06.2015 tarihinde, sabah 07.15’te Mehmetler’in evinden ayrıldım.

Güzergâh: Kırklareli – Burgas (Harita için tıklayın)
Mesafe: 130 km

Tekirdağ – Edirne

Birinci bölümden devam…

17.05.2015

Bu sabah erken kalkacaktım ama dünkü yorgunluğun üzerine planladığım saatte uyanamadım. Otelde kahvaltımı yaptıktan sonra, hazırlandım ve yola çıkmak üzere otelden ayrıldım. Dün farkında olmadan şapkamı düşürmüşüm; bir de şapka almam gerekiyordu gider ayak… Otelin yakınlarındaki marketlerde şapka bulamayınca, 3 km uzaktaki şehir merkezine gitmek zorunda kaldım. Namık Kemal Caddesi’ndeki tezgahların birinden şapka alıp, Saat 13.00 civarı Tekirdağ’dan ayrıldım. Niyetim, Hayrabolu üzerinden Edirne’ye gitmekti.

Tekirdağ – Hayrabolu arası

Tekirdağ’ın hemen çıkışında dik ve uzun bir yokuş var… Bu yokuşu çıkar, Hayrabolu’ya kadar bisikleti salarım diye düşünüyordum ama karşımdan esen rüzgâr sayesinde, istediğim gibi rahat bir iniş yapamadım. Böyle durumlarda psikolojim çok hızlı bozuluyor ve istemesem de kaçamak yolları denemek aklıma geliyor. Hayrabolu’ya gider, karnımı doyurur, sonra da otobüsle Edirne’ye giderim diye aklımdan geçirdim.

Neyse, zor bir şekilde Hayrabolu’ya kadar geldim. Otogara gidip Edirne’ye otobüs olup olmadığını sordum. Sabah 08.30’da sadece bir minibüs kalkıyormuş Edirne’ye. Otobüs şoförlerinin tavsiyesi üzerine Babaeski’ye gitmeye karar verdim. Babaeski’den Edirne’ye her saat otobüs varmış çünkü… Hayrabolu’dan çıkmadan önce Saraçoğlu Kasap Mangal’da köfte yedim. Karnımı doyurup, biraz da dinlendikten sonra yola devam ettim.

DCIM100GOPRO

Hayrabolu

DCIM100GOPRO

Hacılar Köprüsü (Hayrabolu)

Alpullu yakınlarından geçerken Babaeski: 16, Edirne: 70 yazan tabelayı gördüm ve acaba otobüs yerine bisikletle devam etsem mi diye aklımdan geçirdim. Alpullu’dan çıkıp, Babaeski yakınlarında E5 karayoluna çıkınca da moralim iyice düzeldi ve otobüse binme fikrinden vazgeçtim. Gidiş yönümde esen rüzgârın da yardımıyla saat 21.30’da Edirne’ye vardım.

DCIM100GOPRO

Babaeski

DCIM100GOPRO

Edirne (Bisikletin farıyla aydınlatarak çektim fotoğrafı)

Edirne’ye yaklaşırken Kırklareli tarafında şimşekler çakıyordu. Rüzgârın esmesinden, havanın kokusundan, yağmurun Edirne’ye de geleceği belliydi. Edirne’ye geldiğimde yağmur yavaş yavaş yağmaya başlamıştı. Gecesinde ise Edirne’de çok şiddetli yağmur yağdı, şimşekler çaktı, hatta elektrikler bile kesildi bir ara…

Edirne’ye daha evvel hiç gitmemiştim ve bu şehri çok merak ediyordum. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii’ni görme fikri bile heyecanlandırıyordu beni. Nihayet bu sefer Edirne’yi görme fırsatım oldu. Selimiye Camii’ni, Eski Cami’yi, Üç Şerefeli Cami’yi, Tunca, Meriç, Saray köprülerini, Sarayiçi’ni (Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yer), Karaağaç’taki Güzel Sanatlar Fakültesi binasını ve eski Edirne evlerini çok beğendim. Edirne, bana göre Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri. Onca tarihi eserin günümüze kadar bozulmadan kalabilmesi de şaşırtıcı…

Güzergâh: Tekirdağ – Edirne (Harita için tıklayınız)
Mesafe: 139 km

Edirne fotoğrafları:

Edirne 011

DCIM116GOPRO

Edirne Belediyesi binası

DCIM114GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binası

DCIM114GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binasının arkası

DCIM116GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binası

DCIM116GOPRO

Edirne Eski Cami

DCIM118GOPRO

Üç Şerefeli Cami

DCIM112GOPRO

Selimiye Camii

DCIM110GOPRO

Selimiye Camii

DCIM112GOPRO

Selimiye Camii

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

Gezinin devamını okumak için tıklayın