İtalya (4. Bölüm)

Üçüncü bölümden devam…

İtalya’daki beşinci günümün sabahında, Napoli’ye gitmek üzere Pompei’den ayrıldım. Pompei’den Napoli’ye kadar olan 23 kilometrelik yol çok rahatsız etti beni. Yolun büyük bir kısmı taş ve Arnavut kaldırımı, taşların olmadığı yerler ise bozuk asfalt… Yol çok kötü olduğundan, akortlar bozulmasın diye yavaş gitmek zorunda kaldım. Yavaş gidince süre uzadı ve havanın da ısınmasıyla inanılmaz eziyetli bir yolculuk oldu. Napoli’nin girişinde başlayan tramvay yolunda, rayların arasının asfalt olduğunu fark ettim ve taş yoldan gitmemek için, zaman zaman arkamdan tramvay gelmesine rağmen, şehir merkezine kadar bu yolu kullandım.

Neyse, artık Napoli’deydim; Barletta tren istasyonundaki memuru dinlemeyip, buraya kadar bisikletle geldim ve taş yol, bozuk asfalt vs hiçbir şey keyfimi bozamazdı. Napoli inanılmaz güzel bir şehir; farklı bir ruhu ve dokusu var. Kelimelerle nasıl anlatacağımı bilemiyorum; janti değil, oldukça serseri, underground bir yer burası. Bulvarlarında, caddelerinde, sokaklarında epey bi’ gezindim. “Castel Nuova”, “Galleria Umberto”, “Basilica Reale Pontificia di San Francesco di Paula” inanılmaz mimari yapılar.

Napoli fotoğrafları…

napoli001city

Napoli’den Vezüv Yanardağı

napoli016city

Napoli

napoli004city

Napoli

napoli005galleria-umberto

Galleria Umberto (Napoli)

napoli006galleria-umberto

Galleria Umberto (Napoli)

napoli007galleria-umberto

Galleria Umberto (Napoli)

napoli013galleria-umberto

Galleria Umberto (Napoli)

napoli002-castel-nuovo

Castel nuovo (Napoli)

napoli003castel-nuovo

Castel nuovo (Napoli)

napoli014castel-nuovo

Castel nuovo (Napoli)

napoli015castel-nuovo

Castel nuovo (Napoli)

napoli008stazione-di-napoli-mergellina

Stazione di Napoli Mergellina (Napoli)

napoli009basilica-reale-pontificia-di-san-francesco-di-paula

Basilica Reale Pontificia di San Francesco di Paula

27 Haziran Cuma akşamı Roma’da olmam gerekiyordu; Warmshowers sitesinden tanıştığım bir ailenin evinde kalacaktım. Bu yüzden de öğleden sonra Napoli’den ayrıldım. Pozzuoli, Castel Volturno ve Mondragone’den geçerek, akşam dokuz civarı, Scauri’de bir kamp alanına çadırımı kurdum.

napoli012

Napoli çıkışındaki tüneldeki bisiklet yolu. Hayatımda ilk kez, bir tünelden geçerken tedirgin olmadım.

napoli010castel-dellovo

Castel dell’ovo (Napoli)

napoli011canale-vico-patri

Canale Vico Patri (Campania)

Napoli’den sonra yaklaşık yirmi kilometre daha taş yoldan gittim ve o yirmi kilometre, sabahki eziyetin üzerine adeta tuz biber ekti. Napoli’de gezdiğim sırada dinlendirdiğim şişlikler ve yaralar, yoğun titreşimle tekrar kendilerini hatırlattılar. Düzgün asfalta çıktığımda, mutluluktan uçuyordum neredeyse…

Castel Volturno ve Mondragone civarında, yol üzerinde çok fazla Afrikalı ve Hintli vardı. Yol kenarlarında, ceplerde sık sık karşılaştığım Afrikalı hayat kadınlarının, yayan ya da bisikletle dolanan fedailerinden biraz tedirgin olmuştum. Bu insanlar, Afrika’dan Sicilya’ya teknelerle kaçan, sonra da sığınmacı olarak İtalya’ya yayılan Afrikalılar’dı. İtalya hükümeti, Afrikalılar’ın sığınmacı olarak ülkelerinde yaşamalarına izin veriyor ama resmi olarak çalışmalarına izin vermiyormuş. Bu yüzden de ya tarlalarda çalışıyorlar, ya hediyelik eşya satıyorlar ya da şehirler arası yollarda kendilerine müşteri buluyorlar.

Napoli ile Roma arasındaki yolun geneli düz ve sıkıcıydı; bu yüzden de bazen, yolda gördüğüm bisikletçilerle yarışıp, seyahatime heyecan katıyordum. “Lago di Patria” diye bir gölün fotoğrafını çektiğim sırada, yanımdan geçen veteran bir bisikletçiye, Castel Volturno’ya nereden gidileceğini sordum. Adam, hızlıca tarif etti ve antrenmanına devam etti. Ben de orada bir müddet oyalandıktan sonra adamın tarif ettiği yoldan devam ettim. Çok uzaklardan o adamı tekrar gördüm ve “acaba ona yetişebilir miyim, acaba onu geçebilir miyim, acaba hızı nedir, aramızdaki mesafe kapanır mı” gibi sorular dolaşmaya başladı kafamın içinde. Sonra, sıkı bir depar attım ve yaklaşık on dakika sonra adama iyice yaklaştım. Kameramı ayarladım, adamı geçmeye karar verdiğimde de bastım deklanşöre (Dakika 1.27). Arkamdaki yükle adamı geçince, adam sinirlendi ve peşimden gelmeye başladı. Ben önde, adam arkada, iki boy farkla bir süre devam ettik. O hızla, önüme çıkan kavşakta durmayıp kırmızıda geçerek, adamla arayı daha da açarım diye niyetlendim ama aynı çakallığı o da yaptı ve kısa bir süre sonra sağrımda belirdi. Sonunda beni geçti… Bu sefer de ben hırslandım ve enerji depolarımdaki tükenmekte olan son kaloriyi de yakarak, adamı yine geçtim. Bırakmaya niyetim yoktu ama o kadar yükle daha fazla yarışamayacağım da ortadaydı. Sonra, adam beni yine geçti… Baktım ara yavaş yavaş açılıyor, hemen büfe gibi bir yere girdim, tatlı bir şeyler yedim ve yarışa son verdim.

Bu eğlenceli yarıştan sonra, başka da ilgi çeken bir şey olmadı. Mondragone’den çıkana kadar ayağımı yere bile değdirmedim. Mondragone’den sonra ortam biraz daha güven verdi ve Campania ile Lazio bölgelerinin sınırını çizen Garigliano nehrinden yaklaşık 5 kilometre uzaktaki “Camping Chalet Azzuro”ya çadırımı kurdum.

Güzergâh: Pompei – Napoli – Scauri (Harita için tıklayın) 
Mesafe: 130 km
Gezinin devamını okumak için tıklayın

 

Reklamlar

İtalya (3. Bölüm)

İkinci bölümden devam…

İtalya’daki üçüncü günümdü ve ilk günkü hayal kırıklığı, yerini neşeli bir ruh haline bırakmıştı. Ana yoldan içeride ve tepede olan Regio Tratturo’dan ayrıldıktan sonra, çok dik bir yokuştan inerek, önce demiryoluna, oradan da Ariano Scalo ve Accoli’den geçip Martiri’de tekrar ss90 karayoluna bağlandım. Artık Campania bölgesindeyim ve yol, Puglia bölgesine göre daha keyifli… Puglia; düz, çorak ve çok sıkıcı gelmişti bana. Campania’da ise, dağ anlamına gelen “Monte” ön adlı köy ve kasaba isimleri bile var. Puglia’ya göre daha yeşil, inişi, çıkışı ve virajı bol bir bölge burası.

 

4.gün 001

Ariana Scalo yakınları (Puglie)

 

4.gün 004 (bisikletci)

Montemiletto yakınlarında tanıştığım bisikletçi. (Campania)

 

4.gün 005 (dik yokus)

İtalya seyahatim boyunca, çıktığım en dik ikinci yokuş. Montemiletto yakınları (Campania)

 

4.gün 002 (Pratola Serra)

Pratola Serra (Campania)

 

4.gün 003 (Pratola Serra)

Pratola Serra (Campania)

Martiri’den sonra sırasıyla Ariana Irpino, Grottaminarda, Venticano ve Pratola Serra’dan geçerek Avellino’ya geldim. Regio Tratturo’dan öğlene doğru ayrılmam ve Avellino’ya kadar çok dik yokuşların olması, bana zaman kaybettirmişti. Avellino’da kalsam mı kalmasam mı diye düşünürken, hava kararmadan Monteforte Irpino köyüne kadar gitmeye, geceyi orada geçirmeye karar verdim. Monteforte’ye, tahmin ettiğimden çok daha kısa sürede varınca, Nola şehrine doğru yola devam ettim. Monteforte’den sonra deniz seviyesine kadar hep iniş vardı ve yaklaşık 25 kilometre mesafeyi çok kısa sürede alarak Nola’ya vardım. Bu arada, hava hâlâ kararmamıştı.

4.gün 006 (Monte Forte yolu)

Monte Forte yolu (Campania)

 

4.gün 007 (Monte Forte yolundan)

Monte Forte yolundan

 

4.gün 008 (Monte Forte)

Monte Forte Irpino (Campania)

Yola çıkmadan önce biraz İtalyanca çalışmıştım ve günlük konuşmaları kolaylıkla kıvırabileceğimi zannediyordum. Oysa yanılmışım… Telaffuzu kolay gibi görünse de, şarkı söyler gibi konuşulan bir dil İtalyanca. İtalyanlar’la dümdüz, vurgusuz, melodisiz konuşursanız, hele bir de çok acemiyseniz; yandınız. Neyse, nerede kalmıştık? Evet, Pompei yakınlarında bir şehir olan Nola’ya gelmiştim. Nola’da gezinirken, yolda bir grup genç gördüm ve onlardan birinin İngilizce konuşacağını düşünerek, Pompei’ye hangi yoldan gidileceğini sordum. Çocuğun verdiği cevap:

– Pompei? Is it a restaurant?

“Restoran değil; şehir” dedim. “Città, città… ”

– Città? Haaa, Pommpeeeyy…

Daha gideceğim şehrin adını bile doğru telaffuz edemezken, İtalyanca’yı nasıl konuşacaktım acaba? Ama bende de suç yok; çünkü İngilizce, İtalyanca’ya göre daha düz konuşulan bir dil ve cümleye düz başlayıp, cümlenin sonuna melodik bir “Pommpeeey” eklemek, çok doğruymuş gibi gelmiyor bana. Haliyle, soruyu da İtalyanca sormam gerekiyordu ama bu sefer de kendileri gibi konuştuğumu zannedip, kalabalık cümlelerle cevap veriyorlardı ve bana da sadece dinlemek kalıyordu. Sıcakkanlı, yardımsever ve iyi niyetli insanlar olduklarından, cümlelerini bölüp, onlara saygısızlık yapıyormuşum gibi görünmek de istemiyordum.

Yol sorduğum genç, bana bir yerler tarif etti ama Pompei şehrine giden yolu bulamadım. Yolumu bulmaya çalışırken, bisikletli genç bir kadın, kendisini takip etmemi ve Pompei’ye giden yol ayrımına kadar beni götürebileceğini söyledi. Artık hava kararmıştı; kalacak yer bulmam gerekiyordu. Bir benzinliğe, daha sonra da pizza yapan bir yere girdim, oradakilerle konuştum; beni bir otele yönlendirdiler. Dedikleri otele gittim ve tahmin edeceğiniz üzere, fiyatta anlaşamadım. Resepsiyondaki kadın, bana başka bir otelden bahsetti, belki oranın daha ucuz olabileceğini söyledi. Gecenin karanlığında, eski ve bakımsız binaların olduğu ıssız bir yerde, pili bitmek üzere olan farımın aydınlattığı loş ışıkla otel arıyordum. Tesadüfen, Via Constantinopoli (İstanbul Caddesi) diye bir yola saptım ve bu yoldan biraz devam ettim. Kısa bir süre sonra, çevresi beton duvarla çevrili, büyük bir bahçe gördüm ve içinde otel olabileceğini düşünerek bahçenin kapısını aradım. Duvarı takip ederek kapıyı buldum, içeri girdim. Kocaman bir bahçe içinde iki katlı, yüksek tavanlı, büyük bir bina, ortada dev bir haç… Otel ararken kilise bulmuştum; şansımı burada denemek istedim ve kiliseye girdim. Kimse yok mu diye bakınırken bir rahip yanıma geldi ve ne istediğimi sordu bana. Kalacak yerimin olmadığını, kilisenin bahçesine çadır kurmak istediğimi söyledim. Rahip, başka bir arkadaşına da danıştı ve o gece orada kalmama izin verdiler. Daha sonra, içinde banyosu da olan temiz bir tuvalet gösterdiler ve tuvaletin anahtarını bana verdiler. Tuvalet dediğime bakmayın; otellerde böylesi zor bulunur. Sıcak su, duş, çeşit çeşit sabunlar, şampuanlar; yok yoktu…

O hafta, kilisede toplantı gibi bir şey varmış ve İtalya’nın birçok şehrinden gelecek olan rahipler bu kilisede toplanacaklarmış. Roma’dan gelen bir rahiple uzun uzun sohbet ettik. Adam güzel İngilizce konuşuyordu ve çok sakin biriydi.

4.gün 001 (Piazzola kilise)

Comunità Missionaria di Villaregia – Piazzolla di Nola

 

4.gün 002 (Piazzola kilise)

Comunità Missionaria di Villaregia – Piazzolla di Nola

Tarih: 24.06.2014
Güzergâh: Ariana Irpino – Nola – Piazzola (Harita için tıklayın)
Mesafe: 101 km
Şehir içi gezinmelerle birlikte: 104 km

4. Gün:
Pompei şehrine doğru…

25 Haziran sabahı çadırımı, çantamı topladım, bisikletime yükledim ve rahiplere teşekkür etmek için kilise binasına girdim. Kilisedekiler bana çay, bisküvi ve peynir ikram ettiler. Kahvaltımı yapıp rahiplere teşekkür ettikten sonra seyahatimin önemli hedeflerinden biri olan Pompei antik kentine doğru yola koyuldum. İstanbul Caddesi’nden sonra sırasıyla Piazzolo, San Guiseppe Vesuviano ve Terzigno’dan geçerek, yıllardır merak ettiğim, Pink Floyd’un efsane filmi “Live at Pompeii”nin çekildiği şehre geldim.

4.gün 004 (San Guiseppe Vesuviano civari)

San Guiseppe Vesuviana

İtalya’daki hemen hemen tüm yerleşim yerlerinde olduğu gibi, Pompei’de de korunmuş bir tarih ve inanılmaz güzel mimari yapılar var ama benim burayı hedef olarak belirlememdeki asıl sebep, sadece mimari yapı görmek değildi. Yaklaşık iki bin sene önce, Vezüv’ün patlaması sonrasında ölen canlıların, taşlaşmış bedenlerinin de sergilendiği antik kenti görme fikri, Pompei’yi diğer şehirlere göre daha gizemli kılıyordu benim için. Pompei antik kentinin, Pink Floyd hayranı birisi için ne anlama geldiğini söylememe de gerek yok sanırım…

 

4.gün 003 (Circumvesuviana)

Circumvesuviana (Pompei tren istasyonu)

 

4.gün 005 (Pompei tren istasyonu)

Circumvesuviana (Pompei tren istasyonu)

Pompei, küçük ama çok güzel bir şehir… Şehir merkezinde biraz dolaştım, fotoğraf çektim, bir yerde bir şeyler atıştırıp, fazla vakit kaybetmeden antik kente gittim. Bisikletle içeriye almıyorlarmış… Bisikletimi dışarıda bir ağaca bağladım, çantalarımı emanete bıraktım ve içeri ancak bu şekilde girebildim.

4.gün 006 (Pompei)

Pontificio Santuario della Beata Vergine del Santo Rosario di Pompei

İlk önce “Live at Pompeii”nin çekildiği amfi tiyatroyu gezdim. Yola çıkmadan önce, Pompei amfitiyatrosunda “Echoes” çalmak gibi bir niyetim vardı ve maalesef yanımda gitarım olmadığından, Ipod’un bir gitar uygulamasıyla bu parçayı temsilen çalıp kaydettim. Aslında, gitarı olan birisini görseydim, gitarı ödünç alır, “Echoes”u gerçek gitarla çalardım ama orada olmak bile yeterliydi benim için.

4.gün 007 (Pompei antik kenti)

Amfitiyatro (Pompei antik kenti)

4.gün 008 (Pompei antik kenti)

Amfitiyatro (Pompei antik kenti)

4.gün 022 (Pompei antik kenti)

Amfitiyatro (Pompei antik kenti)

Harita ve çevredeki tur rehberlerinin yardımlarıyla, ancak dört saatte gezebildim bu büyüleyici antik kenti. Akşam saat 5 civarında antik kentten çıktım ve Pompei çıkışındaki Spartacus Camping’e çadırımı kurdum. Eşyalarımı nizamiyeye bırakıp, Vezüv çevresindeki mahallelerde gezindim. Vezüv’ün çevresi, bana biraz Galata’yı, Tophane’yi, Karaköy’ü, Dolapdere’yi ve Tarlabaşı’nı anımsattı.

 

Pompei fotoğraflarına devam…

 

4.gün 013 (Pompei antik kenti)

Pompei antik kenti

 

4.gün 015 (Pompei antik kenti)

Pompei antik kenti

 

4.gün 017 (Pompei antik kenti)

Pompei antik kenti

 

4.gün 018 (Pompei antik kenti)

Pompei antik kenti

 

4.gün 009 (Pompei antik kenti bahce)

Pompei antik kenti

 

4.gün 010 (Pompei antik kenti bahce)

Pompei antik kenti

 

4.gün 011 (Pompei antik kenti bahce)

Pompei antik kenti

 

4.gün 012 (Pompei antik kentinden Vezuv)

Pompei antik kenti’nden Vezüv Yanardağı

 

4.gün 014 (Pompei antik kenti)

Pompei antik kenti

 

4.gün 019 (Pompei antik kenti, kopek)

Pompei antik kenti (Köpek)

 

4.gün 020 (Pompei antik kenti, hamile kadin)

Pompei antik kenti (Hamile kadın)

 

4.gün 021 (Pompei antik kenti, adam)

Pompei antik kenti (Adam)

Tarih: 25.06.2014
Güzergâh: Piazzola – Pompei (Harita için tıklayın)
Mesafe: 25 km
Gezinmelerle toplam mesafe: 36 km
Gezinin devamını okumak için tıklayın

İtalya (2. Bölüm)

Birinci bölümden devam…

Napoli’ye gitmek için yol sorduğum kişiler, beni Foggia’ya yönlendirseler de yolu uzatmamak için Foggia’ya gitmedim ve önce Cerignola’ya, oradan da Orta Nova’ya gelip “ss110” yolunu takip ederek Bovino yakınlarında, Foggia’dan gelen ss90 karayoluna bağlandım.

4

Üzüm bağları (Bovino civarı)

 

Casa Cantoniera (ss90 Karayolu)

Casa Cantoniera (ss90 Karayolu)

Orta Nova ile Bovino arasında kuvvetli bir rüzgâr vardı ve Bovino’ya gelene kadar çok zorladı beni. Savignano kasabasından geçtiğim sırada, tabelasında “Panificio Maraia” yazan, vitrininde güzel ekmek çeşitleri olan, şirin bir fırın gördüm. Burayı merak edip içeri girdim… Birkaç tane küçük pizza aldıktan sonra fırın sahibi Antonio ile uzun uzun sohbet ettik. Antonio, Napolili bir mimarmış; güzel İngilizce konuşuyordu. Napoli’ye has bir tatlı kurabiye olan “Sfogliatella” ikram etti bana. Sonra, Savignano yakınlarında Regio Tratturo diye bir çiftlikten bahsetti ve orada kalmak istersem çiftlik sahibini arayabileceğini söyledi. Böyle bir teklife hayır demek mümkün olabilir miydi?

Antonio 001

Antonio Guerra ve oğlu George

 

Antonio 002

George Guerra

Antonio’nun bahsettiği çiftlik, Savignano’dan 8 kilometre uzakta, tepe gibi bir yerdeydi. Yol ve manzara, akşam güneşiyle daha da güzel görünüyordu.

Reggioya giderken001

Reggio Tratturo’ya giderken…

 

Reggioya giderken002

Reggio Tratturo’ya giderken…

Çiftliğin sahipleri, dedelerinden kalma eski bir çiftlik evini restore ederek lüks bir butik otel haline getirmişler. Şaraplarını, likörlerini, zeytinyağlarını kendileri yapıyor, yetiştirdikleri organik ürünlerle hazırladıkları muhteşem yemekleri, müşterilerine sunuyorlar.

Regio Tratturo002

Reggio Tratturo çiftliğinin sevimli köpekleri.

Çiftlik sahipleriyle ve daha sonra gelen misafirlerle beraber yediğimiz akşam yemeğinde “Cicerchie e Borragine”, “Cavatelli”, domuz rosto, kırmızı şarap ve de kestane likörü vardı. Zeytinyağlı börülce yemeğiyle, lezzet olarak biraz da favayı andıran “Cicerchie e Borragine”, baklaya benzeyen bir bitkinin tohumlarından yapılıyor. Harika bir lezzet; tavsiye ederim. “Cavatelli” ise, İtalya’da spagetti dışında yapılan birçok makarna çeşidinden sadece bir tanesi. Spagettiden daha kalın, parmak boyundaki bu makarnayı domates sosu ve rendelenmiş parmesan ile servis ediyorlar. Oldukça lezzetliydi; çok beğendim. Rosto ve kırmızı şarap da güzeldi ama kestane likörü gecenin en unutulmazıydı diyebilirim.

 

Regio Tratturo003

Akşam yemeği

 

Regio Tratturo001

Akşam yemeği

Bu muhteşem akşam yemeği ve keyifli muhabbetten sonra güzel bir uyku çektim. Sabah duş aldım, çantamı hazırladım ve kahvaltıya oturdum. Şunu belirteyim; İtalyanlar’ın kahvaltısı bizimkine göre çok sade… Genel olarak; tatlı kurabiyeler, bisküviler, kruvasan, Selanik gevreğine benzeyen biscotti, süt, kahve, çay gibi şeyler oluyor kahvaltıda. Çiftlikteki kahvaltı, standartlarıma göre çok sade olsa da yine de oldukça hoştu ve doyurucu sayılabilirdi. Belki de gün içinde yorulacağımı düşünüp, miktar ve çeşit olarak biraz torpil yapmış olabilirler.

 

Regio Tratturo005

Restoran

 

Regio Tratturo006

Mutfak

Ve maalesef, Regio Tratturo’dan da ayrılma zamanı da geldi. Beni bu güzel çiftlikte misafir ettikleri, bana harika bir gece yaşattıkları için çiftliktekilere teşekkür ettim, Yunanistan Konsolosluğu’nun kulaklarını bir kere daha çınlattım ve üzülerek çiftlikten ayrıldım.

Tarih: 23.06.2014
Güzergâh: Canosa – Cerignola – Bovino – Savignano – Ariana (Harita için tıklayın)
Mesafe: 99 km
Yol aramalar ve gezinmelerle birlikte: 105 km
Gezinin devamını okumak için tıklayın