Burgas – Varna – Silistra

Üçüncü bölümden devam…

Sabah saat yediyi çeyrek geçe Mehmetler’in evinden ayrıldım. İki sene öncesinden de hatırladığım üzere, Burgas – Varna arasında irili ufaklı, yaklaşık dört tırmanış vardı. 438 metre olan ilki, Несебър’dan (Nesebr) hemen sonra başlıyordu. Vakit kaybetmeden Nesebr’a da uğrayıp, geç olmadan Varna’ya varmak istiyordum. Yatmadan önce hazırladığım harita notlarını takip ederek Varna yoluna çıktım. Burgas çıkışındaki yolun bir kısmında onarım olduğundan, yolun kısa bir bölümünde tek şeritten gitmek zorunda kaldım. Ağır vasıtalarla ve karşıdan gelen araçlarla, oldukça tehlikeli bir yoldu bu tek şerit.

Несебър’da mola verdim; bir şeyler atıştırdım, gezdim, biraz da fotoğraf çektim… Несебър’dan sonra hemen tırmanış başladı. Yüzde 7-8 civarında, yaklaşık 7 kilometre tırmanıp, yokuşun sonundaki çeşmenin olduğu yerde kısa bir çay ve kedi sevme molası verdim. Aynı yere evvelki sene de geldiğimden, bu çeşmeyi tırmanışın hedefi olarak belirlemiştim. Geçen sefer bu yolda fahişelere ve kaza yapmış araçlara rastlamıştım ama bu sene ikisine de rastlamadım.

Nesebır

Несебър (Nesebr okunur ama Nesebar yazıyorlar tabelalarda…)

 

DCIM100GOPRO

Несебър

 

DCIM100GOPRO

Несебър

 

DCIM100GOPRO

Несебър

 

Nesebr 006

Несебър

 

DCIM100GOPRO

Несебър

 

Nesebr 007

Несебър

 

DSC07199

Çay içme ve kedi sevme molası…

Burgas’la Varna arasındaki yolda üzüm bağlarına sıklıkla rastlanıyor ve yol üzerinde şarap tadımı yapılan yerler de var. Geçen gelişimde Bulgar şaraplarını deneyeyim, degüstasyon yapayım diye bu yerlerden birine girmiştim. Yüksek fiyat söylediklerinden şarapların tadına bakmamıştım. Bu sefer de benzer cevabı alacağımdan, hiç sormadım bile…

DSC07203

Burgas – Varna yolundaki üzüm bağları

Yolunun en yorucu yerini geçtikten sonra diğer tırmanışlar çok zorlamadı ve akşam saat 18.23’te Varna’ya vardım. Bisikletimin geçmiş yıllara göre daha yüklü olması ve aynakol dişli sayısını 42’den 48’e çıkarmış olmam, seyahatimin başında beni biraz düşündürüyordu ama henüz bir yorulma, zorlanma vs hissetmedim.

Varna çok güzel bir şehir; burayı ilk gördüğümde de çok beğenmiştim. İster istemez, nüfusu beş milyonu aşan Ankara’daki parklar ve sözüm ona yeşil alanlar geldi aklıma. Varna gibi küçücük bir şehirde bile kocaman parklar, insanların nefes alacakları, dinlenecekleri, kitap okuyacakları, spor yapacakları, sevgilileriyle gezinecekleri, sanat icra edecekleri, performans yapacakları yerler oluyor da Ankara’da neden boş alanlar otopark olarak değerlendiriliyor diye soruyor insan kendi kendine.

DCIM100GOPRO

Katedralen Hram Uspenie Bogorodichno (Varna Ortodoks katedrali)

 

DCIM100GOPRO

Katedralen Hram Uspenie Bogorodichno (Varna Ortodoks katedrali)

 

DSC07207

Varna

 

DSC07220

Morska gradina parkında performans yapan gençler

 

DSC07225

Morska gradina parkında performans yapan gençler

 

DSC07209

Bir ucundan bir ucu 7 km olan Morska gradina parkı

 

Tarih: 22.06.2015
Güzergâh: Burgas – Nesebr – Varna (Harita için tıklayın)
Mesafe: 140 km

 

Varna – Silistra

Sabah 08.30-09.00 gibi evden ayrıldım. Önce şehrin dışına doğru olan Varna Towers’ın ilerisindeki otoyoldan Sofya yönünde gittim, sonra da sağa dönüp Dobrich ve Silistra yönüne saptım. Yaklaşık üç yüz metrelik, kolay bir tırmanıştan sonra, Silistra’ya kadar geneli düz ve iniş olan, keyifli bir yolculuk yaptım. Yolumun üzerindeki Dobrich’te mola verdim. Burası Varna’dan da Burgas’dan da küçük ama park, yeşil alan ve mimarinin korunması kültürü tabii ki burada da var.

Dobrich

Dobrich

Pizza yiyip, biraz dinlendikten sonra vakit kaybetmeden yola devam ettim. Yolda adres sorduğum bir adam, arabasının bagajını açtı ve kiraz dolu kasaları göstererek, istediğim kadar kiraz alabileceğimi söyledi. Küçük bir torba kiraz alıp yola devam ettim. Böyle güzel insanlarla karşılaşmak çok mutlu ediyor insanı…

Varna Silistra arasındaki yolu çok beğendim; özellikle lavanta tarlaları çok hoşuma gitti. Mis gibi lavanta kokan yolda moru, yeşili, maviyi, sarıyı ve şirin köy evlerini aynı anda görünce, insanda yorgunluk diye bir his olmuyor.

DSC07227

Varna Silistra arası

 

DSC07241

Varna Silistra arası

 

DSC07243

Varna Silistra arası

Bulgaristan’da kalacağım son şehir olan Silistra’ya geldim nihayet… Silistra, Tuna Nehri kıyısında küçük, şirin, sakin bir şehir. Algıda seçicilik olsa gerek; tarihi, güzel binalar ve Tuna kıyısı boyunca uzanan büyük bir park dikkatimi çekti yine…

DSC07265

Tuna nehri

 

DSC07261

Park / Silistra merkez

 

DSC07258

Park / Silistra merkez

 

DSC07257

Park / Silistra merkez


DSC07265

Tuna nehri

 

DSC07255

Silistra merkez

Tarih: 24.06.2015
Güzergâh: Varna – Dorich – Silistra (Harita için tıklayın)
Mesafe: 144 km

Reklamlar

Edirne – Kırklareli – Burgas

İkinci bölümden devam…

19.06.2015

Saat 14.15 gibi Edirne’den ayrıldım. Edirne çıkışındaki sapaktan Kırklareli yönüne dönmek yerine, sapağı kaçırıp yola devam ettim. Daha sonra, Kırklareli’ne nereden gideceğimi sormak için, yol üzerindeki Sazlıdere Shell istasyonuna girdim. Burada beni, bisikletçi bir dost, Erdem Ersöz karşıladı. Kendisi bisiklete biniyor, uzun seyahatler yapıyor ve Edirne’deki bisiklet gruplarını organize ediyormuş. Bir projesi olduğundan bahsetti bana… Edirne’ye gelen ya da yolu buradan geçen bisikletli gezginlere, benzin istasyonunun arkasında çadır kuracakları ve duş alıp yemek yiyecekleri uygun bir yer ayarlamaya çalıştığını söyledi. Müdürü de bu projeye destek veriyormuş. O sapağı kaçırmasaydım, Erdem’le tanışamayacaktım ve böyle güzel bir projeden haberim olmayacaktı. IMG_1499Erdem’in iyi niyetli bu düşüncesi çok hoşuma gitti; umarım başka akaryakıt istasyonlarında da benzer uygulamalar yapılır. Yolunuz Edirne’ye düşerse, muhakkak Sazlıdere Shell’e uğrayın.

Erdem’in önerisi üzerine, Sazlıdere ve İskender köylerinden geçerek Kırklareli’ne gittim. Kırklareli girişindeki DSİ misafirhanesi gözüme çarpınca, boş oda olup olmadığını sormak için nizamiye kapısından içeri girdim. Şansıma yer varmış… Hemen misafirhaneye yerleştim ve yemek yemek üzere şehir merkezine gittim. Geçen sene, sınırdan çıkmadan önceki son günümde de DSİ’nin İpsala misafirhanesinde kalmıştım. DSİ misafirhanelerinin, seyahatlerimde manidar bir önemi oldu artık benim için.

DSC07162

Edirne – Kırklareli yolunda yanmış bir otomobil

DSC07164

Kırklareli

Güzergâh: Edirne – Kırklareli (Harita için tıklayın)
Mesafe: 68 km

 

20.06.2015

DSC07166

Kırklareli DSİ Misafirhanesi

Saat 11.30’da Kırklareli’nden ayrıldım. 440 metre rakımlı Babatepe’den geçip saat 13.30 gibi Dereköy’e geldim. Dereköy girişindeki bakkaldan yiyecek bir şeyler aldım, suluklarımı doldurdum, köylüyle, esnafla sohbet edip çay içtim. Bir saat sonra Dereköy’den ayrılıp, 648 metre rakımlı Aziziye geçidinde olan Bulgaristan sınırına vardım.

DSC07168

Kırklareli – Dereköy yolu

 

DSC07169

Babatepe

 

DSC07172

Kırklareli – Dereköy yolundan…

 

DSC07174

Dereköy’de bir köy evi

 

DSC07176

Dereköy Bulgaristan sınır kapısı

 

DSC07178

Dereköy Bulgaristan sınır kapısı

Bulgaristan’a daha evvel gidenlerden, Bulgar polisinin Türk turistlerden rüşvet istediklerini hep duyardım. İki sene önceki Bulgaristan gezimde olduğu gibi, bu sene de böyle bir olaya rastlamadım. Rüşveti, Bulgaristan polisi değil; başka birileri istiyor Türk turistlerden anlaşılan. Sınır geçişlerinde alınan 15 TL neyin parası, hala aklım almıyor. Gürcistan’a ve Bulgaristan’a girişlerimde, bugüne kadar 60 TL para verdim. Çok uygunsuz ve ahlak dışı bir uygulama! Birilerinin kulağına gider belki diye yazıyorum…

15 TL’yi verdim, pulumu yapıştırdım, pasaport ve vize kontrollerimi yaptırdım, Saat 16.00’da Türkiye’den ayrıldım. Şimdi deniz seviyesine kadar iniş zamanı… Daha önceki gelişimde Malko Tarnovo’ya gelmeden Tsarevo yönüne sapmıştım; bu sefer direkt Burgas’a gideceğim. Malko Tarnovo’dan ve Bulgar köylerinden geçerek Tsarevo – Burgas yoluna bağlandım.

DSC07179

Malko Tarnovo

 

DSC07180

Burgas yolundan…

 

DSC07183

Burgas yolunda bir Bulgar köyü.

 

DSC07185

Burgas

Yolun geneli iniş gibi görünse de tırmanışların olduğu bir yoldu. Bir ara, bisikletimin zincirinde sorun çıktı; zincir, son dişliye geçmiyor, geçtiği zaman da başka dişlilere atlıyordu. Ayar vidasından düzeltmeye çalıştıysam da başarılı olamadım. Burgas’da tamir ederim düşüncesiyle fazla zorlamadan pedal çevirmeye devam ettim.

Burgas’a gelince, evinde kalacağım arkadaşım Mehmet Hasan’ı aradım. Beni Burgas tren garından aldı ve beraber, kuzeni Fatma’yla yaşadığı evlerine gittik. Bu benim ilk Couchsurfing deneyimimdi. Mehmet ve Fatma’yla güzel zaman geçirdik; ikisine de buradan teşekkür etmek istiyorum. İyi bir fotoğrafçı olan Mehmet, aynı zamanda Burgas çevresindeki Türk köylerinde düğün videoları çekiyor. Normalde düğünlerden, gelin fotoğrafçılığından, düğün çekimlerinden vs hiç hoşlanmam ama Mehmet’in bana izlettiği videolar, bahsetmeye çalıştığım postmodern, kitsch düğün videolarından değil; belgesel film niteliğindeydi hepsi.

Burgas’ı ilk gördüğümde çok etkilenmiştim; küçük, şirin ve güzel bir şehirdi. Bu gelişimde ise her yerde tadilat ve asfalt çalışmaları vardı. Çok beğendiğim gar binası da restore ediliyordu. Belki ileride daha güzel olacak ama, yine de Burgas’ı böyle görmek istemezdim. Ertesi gün, akşama kadar yağmur yağdığı için şehirde fotoğraf çekemedim.

Burgas’da iki gece kaldıktan sonra 22.06.2015 tarihinde, sabah 07.15’te Mehmetler’in evinden ayrıldım.

Güzergâh: Kırklareli – Burgas (Harita için tıklayın)
Mesafe: 130 km