Tekirdağ – Edirne

Birinci bölümden devam…

17.05.2015

Bu sabah erken kalkacaktım ama dünkü yorgunluğun üzerine planladığım saatte uyanamadım. Otelde kahvaltımı yaptıktan sonra, hazırlandım ve yola çıkmak üzere otelden ayrıldım. Dün farkında olmadan şapkamı düşürmüşüm; bir de şapka almam gerekiyordu gider ayak… Otelin yakınlarındaki marketlerde şapka bulamayınca, 3 km uzaktaki şehir merkezine gitmek zorunda kaldım. Namık Kemal Caddesi’ndeki tezgahların birinden şapka alıp, Saat 13.00 civarı Tekirdağ’dan ayrıldım. Niyetim, Hayrabolu üzerinden Edirne’ye gitmekti.

Tekirdağ – Hayrabolu arası

Tekirdağ’ın hemen çıkışında dik ve uzun bir yokuş var… Bu yokuşu çıkar, Hayrabolu’ya kadar bisikleti salarım diye düşünüyordum ama karşımdan esen rüzgâr sayesinde, istediğim gibi rahat bir iniş yapamadım. Böyle durumlarda psikolojim çok hızlı bozuluyor ve istemesem de kaçamak yolları denemek aklıma geliyor. Hayrabolu’ya gider, karnımı doyurur, sonra da otobüsle Edirne’ye giderim diye aklımdan geçirdim.

Neyse, zor bir şekilde Hayrabolu’ya kadar geldim. Otogara gidip Edirne’ye otobüs olup olmadığını sordum. Sabah 08.30’da sadece bir minibüs kalkıyormuş Edirne’ye. Otobüs şoförlerinin tavsiyesi üzerine Babaeski’ye gitmeye karar verdim. Babaeski’den Edirne’ye her saat otobüs varmış çünkü… Hayrabolu’dan çıkmadan önce Saraçoğlu Kasap Mangal’da köfte yedim. Karnımı doyurup, biraz da dinlendikten sonra yola devam ettim.

DCIM100GOPRO

Hayrabolu

DCIM100GOPRO

Hacılar Köprüsü (Hayrabolu)

Alpullu yakınlarından geçerken Babaeski: 16, Edirne: 70 yazan tabelayı gördüm ve acaba otobüs yerine bisikletle devam etsem mi diye aklımdan geçirdim. Alpullu’dan çıkıp, Babaeski yakınlarında E5 karayoluna çıkınca da moralim iyice düzeldi ve otobüse binme fikrinden vazgeçtim. Gidiş yönümde esen rüzgârın da yardımıyla saat 21.30’da Edirne’ye vardım.

DCIM100GOPRO

Babaeski

DCIM100GOPRO

Edirne (Bisikletin farıyla aydınlatarak çektim fotoğrafı)

Edirne’ye yaklaşırken Kırklareli tarafında şimşekler çakıyordu. Rüzgârın esmesinden, havanın kokusundan, yağmurun Edirne’ye de geleceği belliydi. Edirne’ye geldiğimde yağmur yavaş yavaş yağmaya başlamıştı. Gecesinde ise Edirne’de çok şiddetli yağmur yağdı, şimşekler çaktı, hatta elektrikler bile kesildi bir ara…

Edirne’ye daha evvel hiç gitmemiştim ve bu şehri çok merak ediyordum. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olan Selimiye Camii’ni görme fikri bile heyecanlandırıyordu beni. Nihayet bu sefer Edirne’yi görme fırsatım oldu. Selimiye Camii’ni, Eski Cami’yi, Üç Şerefeli Cami’yi, Tunca, Meriç, Saray köprülerini, Sarayiçi’ni (Kırkpınar güreşlerinin yapıldığı yer), Karaağaç’taki Güzel Sanatlar Fakültesi binasını ve eski Edirne evlerini çok beğendim. Edirne, bana göre Türkiye’nin en güzel şehirlerinden biri. Onca tarihi eserin günümüze kadar bozulmadan kalabilmesi de şaşırtıcı…

Güzergâh: Tekirdağ – Edirne (Harita için tıklayınız)
Mesafe: 139 km

Edirne fotoğrafları:

Edirne 011

DCIM116GOPRO

Edirne Belediyesi binası

DCIM114GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binası

DCIM114GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binasının arkası

DCIM116GOPRO

Edirne Karaağaç Güzel Sanatlar Fakültesi binası

DCIM116GOPRO

Edirne Eski Cami

DCIM118GOPRO

Üç Şerefeli Cami

DCIM112GOPRO

Selimiye Camii

DCIM110GOPRO

Selimiye Camii

DCIM112GOPRO

Selimiye Camii

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

DCIM100GOPRO

Eski Edirne evi

Gezinin devamını okumak için tıklayın

Reklamlar

İstanbul – Tekirdağ

16.06.2015

Eminönü

Eminönü

2015 senesi için planlarımı tamamladım ve 16 Haziran sabahı, saat 10.20’de, İstanbul Karaköy’den seyahatime başladım. Marmara kıyısını takip ederek Tekirdağ’a gitmeyi planlıyordum bugün… Daha evvel, batı yönünde en uzak Küçükçekmece’ye kadar bisikletle gittiğimden buradan ilerisini bilmiyordum. Neyse; sırasıyla Küçükçekmece, Avcılar, Beylikdüzü ve Büyükçekmece’den geçerek 51 kilometre sonra İstanbul’dan çıkmayı başarabildim. Hayatımda geçtiğim en kalabalık, en tehlikeli ve en çirkin yol diyebilirim bu 51 kilometre için. Çirkin, yüksek binalar, dev alışveriş merkezleri, acayip bir trafik…

Acayip bir kule (Büyükçekmece çıkışı)

Anlamsız, garip bir kule (Büyükçekmece çıkışı)

Tekirdağ tabelasını takip edince, kendimi orta yolda buldum ve sağı solu kapalı olan bu yoldan çıkmam pek kolay olmadı. Büyükçekmece’den sonra yol biraz rahatladı ve şehir dışına çıkabildim nihayet.

Silivri yakınlarında, James adında İngiliz bir bisikletliye rastladım. Adam dünyayı gezmiş, Londra’ya, evine dönüyormuş; bu gece Lüleburgaz’da ya da Edirne’de olmayı planlıyormuş. Biraz sohbet ettikten sonra James’in yanından ayrıldım.

DCIM100GOPRO

Silivri / Tekirdağ / Edirne

Marmaraereğlisi yakınlarından geçerken, hava bir anda karardı ve yağmur yağmaya başladı. Yağmurluklarımı giymek ve yeni aldığım su geçirmez ayakkabı kılıflarını takmak için çatısı olan, inşaat alanı gibi bir yere girdim. Eşyalarımı çantamdan çıkardığım sırada, yağmurun şiddeti daha da artınca, bir süre orada beklemek zorunda kaldım. Yağmurun şiddeti hafifleyince, yola devam ettim ve bir sorun yaşamadan Tekirdağ’a geldim.

DCIM100GOPRO

Kedisiz bisiklet yolculuğu olur muymuş hiç?

DCIM100GOPRO

Yağmurun dinmesini beklerken…

DCIM100GOPRO

Tekirdağ

Şehrin girişinde, spor yapan bisikletli gruplara rastladım; anlaşılan, burada bisiklet kullanımı yaygın… Tekirdağ, deniz kıyısında olmasına rağmen, şehrin girişinde, çıkışında ve merkezinde hatırı sayılır yokuşlar var.

Sora sora Uygulama Oteli’ni buldum ve otele eşyalarımı koyup, yemek yemek için dışarı çıktım. Her şehir için bazı hedefler koyarım; Tekirdağ’a geldiğimde köfte yiyecektim. Özcanlar’da Tekirdağ köfte, Hayrabolu tatlısı ve yoğurt yedim. Hayrabolu tatlısını ilk kez denedim; hoşuma gitti. Bildiğimiz şambaba tatlısı üzerine kaymak, tahin ve fındık koyuyorlar; tavsiye ederim.

Bisikletle ilgili birkaç teknik bilgi de eklemek istiyorum. Geçen seneye göre biraz değişiklikler oldu bisikletimde. Dişli sayısı 42 olan aynakolu, 48’le değiştirerek biraz daha sert ama daha hızlı bir dişli oranı elde ettim. Çantalar değişti; yanlarda iki adet su geçirmez Topeak ve üstte de bir adet su geçirmez M-Wave marka çanta kullanıyorum bu seyahatte.

DCIM100GOPRO

Bisikletimin son hali

Topeak çantaların çifti 50 litre, M-Wave’i bilmiyorum ama içine birçok şey çok rahat sığıyor. Yüküm geçen seneye göre daha ağır ve dişli oranları daha sert olmasına rağmen şimdiye kadar bir sorun yaşamadım. Yokuşlar beni düşündürüyordu ama henüz ilk üç dişliye dokunmadım bile. Bisikletimle ilgili detayları incelemek isterseniz, Bir renovasyon hikayesi adlı bölüme bakabilirsiniz.

Güzergâh: Üsküdar – Kadıköy
Karaköy – Tekirdağ(Harita için tıklayınız)
Toplam mesafe: 155 km
Şehir içi gezinmelerle: 160 km
Gezinin devamını okumak için tıklayın.