Gurme tavsiyeleri

DSC01548Seyahat ettiğim yerlerin hoşuma giden lezzetlerini ayrı bir bölümde anlatmak istedim. Gurme yazdığıma bakmayın; gurme değilim aslında… Lezzet aramayı ve ayrıcalığı olan mutfakları keşfetmeyi seviyorum diyelim. Seyahatlerim esnasında yemek yediğim, karnımı doyurduğum tüm yerleri anlatmaktan ziyade, günümüze kadar değişmeden varlığını sürdürebilmiş yerel tatlara, araştırmacı mutfaklara ve işinin ehli ustalara yer vereceğim burada.  İl sırasına göre lezzet listesini  inceleyebilirsiniz.

 

Afyon:

İkbal Lokantası: Dervişpaşa Cad. Uzun Çarşı Merkez Merkez / Afyon

Yıllar önce, ailemle Ege taraflarına seyahate giderken uğrardık buraya. Daha sonraları şehir dışına başka şubeler açıldı ama bana göre gerçek İkbal burasıdır.
Uzun zamandır gitmiyordum İkbal Lokantası’na… 2012 senesinde bisikletle Ankara’dan Afyon’a giderken, kendi kendime bir hedef koymuştum; Afyon’a gidecektim ve İkbal’de yemek yiyecektim. Uzun yol yaptıktan sonra güzel yemek yemek gibisi yok…
Afyon’a geldim ve ertesi gün İkbal’e gittim.  Hiç değişmemişti, yıllar önceki gibiydi sanki… İsmini Atatürk’ün koyduğu İkbal Lokantası, ülkenin önemli mutfaklarından biridir. Menüde ne varsa, tereddüt etmeden yiyebilirsiniz. Özellikle et yemekleri ve tatlıları muhteşemdir.   

 

Ankara:

Kokoreççi Hacı: Hergele Meydanı, Temmuz Sk, No:20 / Ulus

Kokoreççi Hacı’da kokoreç, günlük kesimde sarılır, fırında pişirilir, soğumaması için de mangalda şişte çevrilir. 30 yıla yakın zamandır burada kokoreç yerim; böyle bir lezzeti Türkiye’nin başka bir yerinde görmedim.
Kokoreç kültürü bilmeyenlere fast food mantığıyla satış yapmak için, bağırsağın kokusunu, tadını bolca baharat ve sebzeyle gizlemeye çalışan kokoreççilere, gazetelerin gastronomi sayfalarında bol keseden yıldız veriyorlar. Lafı fazla uzatmayacağım; Kokoreççi Hacı’da gerçek kokoreç yapılır; bu kokoreç de Türkiye’nin en güzel kokorecidir. Hacı’nın Ankara’da 3 şubesi var; üçüne de ara sıra giderim ama benim favorim, Hergele Meydanı’ndaki yerdir. Bu küçük ve salaş dükkân, öğlen saatlerinde civardaki hastane ve başka iş yerlerinin çalışanlarıyla tıklım tıklım dolduğundan, ancak şansınız varsa kokoreç yiyebilirsiniz. Öğlen 1 buçuktan sonra kokoreç biter; haberiniz olsun.

Özge Piknik: GMK Bulvarı, 17/A, Kızılay

ozge2

Özge Piknik

GMK Bulvarı ile Sümer2 Sokak’ın kesiştiği yerde, Ankara’nın ve Türkiye’nin hatırı sayılır dönerlerinden birini yiyebilirsiniz. Dönerin inceliği, etin lezzeti, yağ oranı ve kokusu, burayı benim için özel kılan sebeplerden. Et kaliteli olsa da, kalın kesilmiş, kayış gibi döneri sevmiyorum. Usta faktörü çok önemli… Buranın eti de ustası da çok iyi; tavsiye ederim..

Volkan Piknik: GMK Bulvarı, 20/B, Demirtepe

volkan1

Volkan Piknik

Nereden başlasam acaba anlatmaya? Harika tostlarından mı, meyve sularından mı, tatlılarından mı; bilemedim. Volkan Piknik’e geldiğinizde; portakaldan ananasa, nardan siyah havuca, kividen elmaya, muzdan siyah üzüme, rengârenk meyvelerin kapladığı bir büfe karşılar sizi. Bu meyvelerin çeşitli kombinasyonlarından hazırladıkları kokteyller son derece lezzetli ve iştah kabartıcı… Buraya geldiğinizde siyah havuç suyu içmenizi öneririm. Antioksidan özelliği olan, çok faydalı bu bitki, piyasada kolay bulunmuyor artık. Atom çeşitlerini de muhakkak denemelisiniz.

Gelelim tostlara ve sandviçlere… Birçok çeşit tost ve sandviç yapıyorlar, hepsi de birbirinden güzel, lezzetli ama benim favorim, kaşarlı kavurmalı tost.

Volkan Piknik

Volkan Piknik

Volkan Piknik’te tatlı çeşitleri de var; tatlıcı olarak isim yapmış bir mekân olmamasına rağmen, tatlıları da oldukça iyi.

Yaklaşık 50 yıldır hizmet veren Volkan Piknik, Ankara’nın klasikleşmiş bir markasıdır.

Afganistan Sofrası: GMK Bulvarı, No:24/2, Demirtepe

Evime yürürken, GMK Bulvarı üzerindeki büyük binaların arasına sıkışmış, solgun tabelasını görüp merak ettiğim, fakat bir türlü de gidemediğim bir yerdi burası. Nihayet bir gün, Afganistan Sofrası’na gittim ve merakımı giderdim.

Afgan

Afgan Sofrası

Daha önceleri, Afganistan’ın Türkiye büyükelçisi olan Abdüsselam Asım bey, Ankara’ya yerleşmeye karar veriyor ve Afganistan Sofrası adını verdiği mekânını açıyor. Geleneksel Afgan yemeklerinin yapıldığı bu lokantayı ailecek işletiyorlar. Sıcak ve samimi bir ortam, fiyatlar makul, personel ise son derece kibar… Afgan yemekleri hakkında evvelden bir bilgim olmadığından, Afgan mutfağıyla ilk olarak burada tanıştım. Benzer coğrafya ve kültürlerde yaşadığımız için, burada yediğim yemekler bana çok yabancı gelmedi. Bildiğim Anadolu yemeklerinin farklı versiyonlarıydı sanki.

Yemekler titizlikle hazırlanmış ve de oldukça lezzetli. Afgan mutfağını tanımayanlar için “karışık menü”yü  tavsiye edebilirim. Et yemekleri, kebapları, Buhara mantısı, badincan burani ve Özbek pilavını çok beğendim. Eğer buraya ilk kez gittiyseniz, yemekten sonra, büyük porselen bir demlikte yeşil çay ikram ediyorlar. Muhakkak gidilmesi ve görülmesi gereken bir mekân.

Çardak Pide Salonu: Strazburg Cd, 30/A, Sıhhiye

Ankara’da Karadeniz pidesinin en iyi yapıldığı yerlerden biridir dememde bir sakınca görmüyorum. Peynirli yumurtalı ve kavurmalı yumurtalı pidelerini yedim. Tek kelimeyle harika, özellikle kavurmalı pidesi muhteşem! Olay yine etin kalitesinde ve hayvanın doğal ortamda beslenmesinde bitiyor. Bir pideci olarak fiyatları yüksek görünse de; kullandıkları etin kalitesini, miktarını ve pidenin lezzetini düşündüğünüzde fiyat önemsiz kalıyor. Dondurulmuş kavurmalar fazla tuzlu olduğundan, müşterilerin beğenmeyeceğini düşünmüşler ve bu yüzden kavurmayı, kendi besilerinden gelen etlerden yapıyorlar. Buranın servisi de çok iyi; pidelerinizi sipariş ettikten sonra masayı adeta donatıyorlar. Önden, büyük bir kâse dolusu salata, fırından yeni çıkmış mısır ekmeği ve Trabzon tereyağı geliyor, yemekten sonra da tabii ki çay ikramı… Yalnız aklınızda olsun; ince belli küçük bardakta çay alırsanız ikram, büyük bardakta alırsanız ücrete tabi.

Simpo Simit-Cafe: Şehir Danış Tunalıgil Sk, No:2, Demirtepe

Simpo1

Simpo Sİmit

Ankara denildiğinde akla ilk gelen nedir? Tabii ki, Ankara simidi… Ankara simidi meşhur olduktan sonra, birçok semtte, farklı isimlerde simit fırınları açıldı. Hatta Ankara’dan başka şehirlerde, hatta hatta başka ülkelerde de simit fırınları görür olduk. Çeşit ve mekan bol olunca, orijinal lezzetten biraz uzaklaşıldığını düşünüyorum. Demirtepe’deki çok katlı otoparkın karşısındaki bu simit fırınında, tadını bildiğimiz, gerçek Ankara simidini yiyebilirsiniz. Ankara simidinin hamurunu, pekmez ayarını çok iyi bildiklerinden, bu simidin çeşitlemelerini de çok güzel yapıyorlar. Bu arada,  tahinli çörekleri harika, muhakkak deneyin.

Çayda Çıra Ev Yemekleri: Gençlik Cd, İlk Sk, No:8, Anıttepe

Anıttepe’nin ara sokaklarındaki bakımsız bir apartmanın girişinde, tabelası elle yazılmış, dikkat çekmeyen bir lokanta vardı. Bir gün merak ettim ve girdim içeri. Birbirinden güzel Elazığ yemeklerinin yapıldığı bir yerdi burası. Elazığ usulü içli köfte, güveçte etli patlıcan ve et kavurma, Çayda Çıra lokantasının spesiyalleridir. Bunların yanı sıra; etli sarma, mantı ve güveçte kuru fasulyeyi de tavsiye ederim.
Bina, tabela ve lokanta yenilendi ama lezzetler değişmedi. Anıttepe’den geçenlere önerilir.

Meşhur Gaziantep Kâhke: Ziraat Mh, Açıkel Sk, No:24, Dışkapı

Kâhke kelimesi popüler olmadan çok önceleri, Dışkapı’daki Rus Pazarı’nın, şimdiki adıyla Yunus Emre Halk Çarşısı’nın yakınlarında, lezzetli kâhkelerin yapıldığı küçük bir dükkân vardı. Bu dükkânın yakınından geçerken, hâlâ o unutamadığım lezzetlerin mis gibi kokusu burnuma gelir. Bazen canım çektiğinde, bisiklete biner,  kendimi Dışkapı’ya ışınlarım ve fırından yeni çıkmış bu harika kâhke çeşitlerinden 1-2 kilo alırım. Alışveriş merkezlerinin, çeşitliliği ve küçük esnafı yok ettiği vahşi kapitalist sistemde, bir geleneği yaşatmaya çalışan bu küçük dükkân, kapanmadan ne kadar daha ayakta kalır bilinmez ama, yolunuz Ankara’ya düşerse ya da Ankara’da yaşıyor olup böyle bir yerden bihaberseniz, çayınızın yanında muhakkak bu güzel kâhkelerden olmalı.

Boğaziçi Lokantası: Denizciler Cd, No: 1/A, Ulus

Denizciler Caddesi’nden ne zaman geçsem, Ankara’nın bu tarihi esnaf lokantasının camekânına gözüm takılır. Özellikle ayva ve kabak tatlılarının tahrik edici görüntüleri karşısında kendimi, çiçek bulmuş arı gibi hissederim.

Eğer Ankara’yı konuşuyorsak, Boğaziçi Lokantası’ndan bahsetmemek büyük hata olur. 1956 senesinden beri, Ankara’da lezzet sektörüne hizmet veren bu aile kuruluşu, Osmanlı ve Anadolu mutfağının güzelliklerini günümüze taşıyabilmiş önemli bir isimdir. Tecrübeli ustaların, doğru malzeme kullanarak hazırladıkları et yemekleri, sulu yemekler, zeytinyağlılar, çorbalar ve tatlılar, size ayrıcalıklı bir mutfağın ne anlama geldiğini anlatır. Burada yemeklerinizi açık menüden, görerek seçiyorsunuz. Et yemeklerinde genelde kuzu etini tercih ediyorlar. Zeytinyağlılarda hakiki zeytinyağı, pirinç pilavında ise tereyağı kullanılıyor. Boğaziçi Lokantası’ndaki favorim; Ankara tava ve ayva tatlısı…

Akman: Selanik Cd, No:44/A, Kızılay

Daha önceleri Ulus’ta ve Kızılay’da, iki şube olarak hizmet veren Akman, Ankara’nın gözbebeklerinden biriydi. Küreselleşme ve vahşi kapitalizmin getirisi olan kültür yozlaşması, çeşitliliğin azalması ve tek tipleşme, maalesef bu önemli lezzet merkezinin de kapanmasına sebep oldu.

Akman’ı neden anlatmak istediğime gelince…  Öncelikle, Akman bozasından bahsedeyim. Türkiye’de iki ünlü boza markası vardır; birisi Akman, diğeri de Vefa… Akman bozası, Vefa’dan biraz daha mayhoş, hafif ekşi ve kıvamı daha akıcıdır. Vefa’nın maya kokusu Akman’a göre daha ağırdır ve kıvamı daha koyudur. Muhtemelen, boza içmeye Akman’da başladığımdan, Akman’ınki bana daha yakın geliyor. Ama nasıl olursa olsun, Akman bozası korunması gereken çok önemli bir lezzettir.

Kızılay’dan ya da Ulus’tan geçerken uğradığım, iş arasında küçük bir kaçamak yaptığım ya da arkadaşlarımla buluştuğumda gidip boza içtiğim, sosisli sandviç yediğim, köklü bir kuruluş olduğu için mutfağına güvendiğim, tertemiz bir mekândı burası. Personeli son derece kibar, güler yüzlü ve saygılıydı. Bir tane poğaça alıp 100 TL verseniz bile, “bozuk yok mu” diye sormadılar, en düşük rakamlı alışverişte bile fiş verdiler. Bu arada, sosisli sandviçlerini  de övmeden geçemeyeceğim. Kendi yaptıkları yumuşacık sandviç ekmeklerine rus salatası koyarak hazırladıkları sosisli sandviçler, hem doyurucu, hem de çok lezzetliydi.

Bir gün, Akman’ın camekanında, bir emlak şirketinin “kiralık dükkân” yazan ilanını gördüm. Bir yakınımı kaybetmiş kadar üzülmüştüm bu manzarayı görünce… Akman pastaneleri kapanmıştı ve sadece boza üretimi yapacaklardı başka bir yerde. Aylar sonra, Akman tekrar açıldı Kızılay’daki eski yerine ama, boza ustası dışındaki hemen hemen her şey; dekor, personel ve ambiyans değişmiş, o eski Akman’dan eser kalmamıştı. Boza ve sosisli sandviç yapmaya devam etseler de eski samimiyeti arıyorum. Yine de Ankara’ya yolunuz düşerse, bu güzel bozanın ve sosisli sandviçin tadına bakmayı unutmayın.

 

Bartın:

Köfteci Kazım: Ankara-Bartın Yolu üzerinde, Bartın’a gelmeden 15 km geride, Esenyurt yakınlarında…

Zonguldak’ın zorlu dik yokuşlarından kurtulup Bartın yönünde ilerlerken, uzaktan Köfteci Kazım’ın yerini gördüm ve burada mola verdim. Kazım usta verandada oturmuş, tepsiye köfteleri diziyordu. Bir porsiyon köfte istedim, köfteler gelinceye kadar da önden bir tas yoğurt rica ettim. Kazım usta, yoğurdun üzerine bal isteyip istemediğimi sorunca, bu yorgunluğun üzerine daha da güzel bir ödül olamaz diye düşündüm. Ballı yoğurt geldi… Bu nasıl bir yoğurttur böyle? Ömrü hayatımda bu kadar güzel bir yoğurt yememiştim. Hele üzerine bal da eklenince; nasıl bir lezzet oldu, anlatamam! Kazım usta, kendi mandasından yapıyormuş bu yoğurdu. Manda yoğurduyla ün yapmış Kandıra’da da yoğurt yedim ama bu yoğurtla alakası olamaz hiçbirinin. Bir tas daha ballı yoğurt istedim. Bu arada, köfteler geldi… Kazım ustanın köftelerini beğendim; lezzetli ve miktar olarak da doyurucu sayılır. Böyle yazdığıma bakmayın siz; dik yokuşlarla dolu bir 70 kilometreden sonra üç porsiyon da yeseniz doyduğunuzu hissetmiyorsunuz. Kazım ustanın köftesi güzeldi ama benim aklım hala yoğurtta… Bu yoğurt dünyanın öbür ucunda da olsa, oraya kadar gidilir ve bu lezzetin tadına bakılır.

İnkumu:

Roma Dondurması: Küçük yaşlardayken, yaz tatillerinde ailece İnkumu’na giderdik. O zamanlardan beri unutamadığım bir lezzettir Roma dondurması. Ne zaman İnkumu’na gitsem, buraya gelir, külah külah dondurma yerim. 2013 yazında yaptığım Karadeniz gezisinde de, Bartın’ın bu şirin beldesine uğradım ve Roma Dondurması’nın muhteşem dondurmalarından yedim. Ustanın salep, süt ve dalından kopmuş gerçek meyvelerden yaptığı birbirinden lezzetli dondurmalar, beni çocukluk yıllarıma geri götürdü. Belki nostalji yapıyorum zannedebilirsiniz ama, dükkana gelen çocukların dondurma almak için birbirleriyle yarıştıklarına, dörder, beşer top alıp tekrar ailelerinden para istediklerine şahit olunca, sizler de dondurmanın lezzeti konusu bana hak vereceksiniz.

Dondurma normalde serinletir, rahatlatır, ağızda güzel bir tat bırakır, mideyi şişirmez… Marka dondurmalar çıktığından bu yana, insanlarda standart, yanlış bir damak zevki oluştu ve dondurma olmayan bu boyalı, soğuk tatlıları dondurma zanneder olduk. Limon, sarı bir meyve olmasına rağmen, dondurması beyaz olur. İnkumu’na gelin ve gerçek limon dondurması nasıl olurmuş görün. Limon dondurmasının yanı sıra; karadutlu, vişneli, çikolatalı, sade ve dükkândaki diğer tüm dondurmaların tadına bakmanızı tavsiye ederim.

Kurucaşile / Uğurlu köyü:

Kurucaşile yakınlarında, Uğurlu köyünden geçerken, isminin Halil Akın olduğunu öğrendiğim bir amca beni durdurdu ve evinden bozma lokantasına buyur etti. “Bir şeyler ye; az dinlen, öyle gidersin” dedi. Sağ olsun, Halil amca bana öyle bir sofra hazırladı ki; sahanda yumurta, peynir, ekmek, söğüş salata, dolmalar, kızartmalar… Halil Akın’ın mekânının bir adı var mıydı, hatırlamıyorum ama yemekleri harikaydı. Özellikle zeytinyağlılara bayıldım… Lokantanın önünde “YEME İÇME / DINING OUT” yazan bir tabela var; Uğurlu köyünden geçecek olursanız, muhakkak Halil Amca’ya uğrayın. Çok uygun fiyata yemek yiyebilir, hatta orada konaklayabilirsiniz de.

 

Bozüyük  (Bilecik):

Kardeşler Lokantası: Kasımpaşa Mh, Köteşliler Cd, No:1, Bozüyük

Bisikletle Eskişehir’den Bursa’ya giderken, Bozüyük’te mola verdiğimde keşfettim burayı. O güne mi mahsustu bilmiyorum ama hayatımda yediğim en güzel Arnavut ciğerini bu lokantada yedim.

 

İnegöl (Bursa):

Besler kasap-et mangal: Şerafettin Emir Orhaniye Mh, Mesudiye Cd, No:14, İnegöl

Bursa, yanlış bir lezzet üzerine ünlü olmuş bir şehir; iskender yerine köftesiyle anılmalıydı bence. Yıllar önce Teleferik’in yakınlarındaki bir köftecide yediğim köfteyi, hala aklımdan çıkaramıyorum.

Bozüyük’ten İnegöl’e geldiğimde, bir yemek molası da burada verdim. Kasap olup, dükkânının bir tarafında da müşterisine et yemekleri sunan yerleri severim. Kasaplar etin yapısını tanıdıklarından, hangi parçanın lezzetli olduğunu iyi bilirler. Besler’in köftesini çok beğendim. Bildiğimiz İnegöl köfte gibi değildi; daha büyükçeydi. Porsiyon doyurucu ve özellikle de fiyatı çok uygundu. İnegöl’de muhtemelen birçok bilindik, ünlü köfteci vardır ama, siz yine de buranın adresini bir yere not alın.

 

Şabanözü (Çankırı):

Merkez Lokantası: Bisikletle Ankara’dan Çankırı’ya giderken Şabanözü’nde mola verdiğimde, sokaktaki vatandaşın tavsiyesi üzerine bu lokantaya girdim. Mutfakta ne var ne yok diye baktığım sırada; ustanın bıçak tutuşu, etin rengi ve kokusu, dönerin lezzeti hakkında son derece olumlu ipuçları vermişti bana. 1,5 porsiyon pilav üstü döner istedim. Et hafif yağlı olsa da, döneri çok beğendim; fiziksel aktivite halinde olmasaydım daha fazla yiyebilirdim. Doğal ortamda beslenmiş hayvandan yapılan döner bulmak, artık çok zor büyük şehirlerde. Çubuk üzerinden Çankırı’ya seyahat ediyorsanız, Şabanözü’nde mola verin ve Merkez Lokantası’ndaki bu güzel dönerin tadına bakın.

 

İstanbul:

Çiya Sofrası:  Caferağa Mh, Güneşli Bahçe Sk, No:43, Kadıköy

Çiya Sofrası için söylenecek çok şey vardır muhakkak. Ben burayı, bir müzeye ya da sanat galerisine benzetiyorum. Burası için, araştırmacı ve kendilerini devamlı geliştiren bir anlayışla, yüzlerce çeşit yemeğin yapıldığı bir lezzet merkezi demek yanlış olmaz. Çiya’ya her gittiğimde, daha önce hiç yemediğim, isimlerini hayatımda ilk kez duyduğum yemekleri deniyorum. İçerideki kalabalığa rağmen usta, kendisine sorulan her yemeği ayrı ayrı anlatır, müşterileri bilgilendirir. Buraya yolunuz düşerse, o gün menüde ne varsa, tereddüt etmeden yiyebilirsiniz.
Yemekler, kalaylanmış bakır tabaklarda servis ediliyor. Ekmekleri çok lezzetli… Yemekten sonra da demleme çay ikram ediyorlar.
Ekşili köfte, patlıcan mualle, yoğurtlu şalgam, sıkma köfte, ceviz tatlısı, cevizli patlıcan tatlısı, yüzlerce çeşit içinden önerebileceğim sadece birkaçı… Tatlılara, ekstra kaymak da koyabiliyorsunuz. Karadut şırası ve sumak şerbetini de muhakkak denemelisiniz.

Girandola Dondurma: Bebek Arnavutköy Cad. No:109 Arnavutköy

Marka dondurmalar çıktığından beri dondurma yiyemez oldum. Yediklerimin, bildiğimiz, çocukluğumuzda ailelerimize ısrarla aldırmaya çalıştığımız dondurmalarla alakası yok artık. Bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Girandola’ya gittim. Dükkandaki kalabalıktan, buranın farklı bir yer olduğunu hissettim. Bildiklerimin dışında birçok çeşit vardı burada ve bunların hepsini o gün denemem mümkün değildi. Rastgele iki-üç çeşit dondurma aldım… Ayrım yapmak istemiyorum; yediklerim gerçekten de çok güzeldi. Dükkandaki diğer dondurma çeşitlerini de zaman içinde deneyeceğim. Burası da araştırmacı ve yeniliğe açık bir yer. Fiyat biraz yüksek olmasına rağmen, miktar oldukça doyurucuydu. Arnavutköy civarından geçecek olursanız, buraya muhakkak uğrayın.

Karadeniz Döner: Mumcu Bakkal Sk. No:6, 34330 Beşiktaş

Beşiktaş’a ne zaman gitsem, ya dükkanın önünde uzun kuyruk olur ya da döner bitmiştir, dükkan kapanmak üzeredir. Neyse, bir gün denk getirdim ve Asım ustanın güzel dönerinden yiyebildim. Öncelikle eti çok beğendim; marine edilmiş, yumuşacık, hafif yağlı, dışı kıvamında pişmiş, iç tarafı da hafif pembeydi. Kömür ateşinde pişmemesine rağmen çok lezzetliydi. Fiyatı çok makul, bütçeleri zorlamayacak cinsten. Beşiktaş civarından geçecek olursanız, Asım ustanın dönerini yemeden gitmeyin.

 

Muğla beldeleri:

Yalıkavak:

Yalıkavak’tan geçecek olursanız, Perşembe günleri kurulan pazarın olduğu yerdeki lokantada ev yemekleri yemenizi öneririm. Aile yeri olan bu lokantada,  yapılan tüm yemekler titizlikle hazırlanıyor, kızartmalarda eski yağ kullanmadıkları için midede yanma olmuyor. Kızartmaları, zeytinyağlıları, özellikle de her yerde kolay kolay bulamayacağınız bir lezzet olan kabak çiçeği dolmasını tavsiye ederim.

Dalyan/İztuzu:

Gölbaşı Restaurant: İztuzu yolu üzeri, 48840 Dalyan

Gölbaşı Restaurant, İztuzu yolu üzerinde, Sülüngür Gölü’ne bağlanan kanalın kenarında, sakin ve huzurlu bir mekân. Kanalda yüzen ördekler, bahçede gezinen horozlar, tavuklar, güzel bir peyzaj, doğal yiyecekler, kibar servis… Kahvaltıda tek bir eksik, tek bir kusur göremezsiniz. Reçelleri, zeytinleri, çeşit çeşit peynirleri, tereyağı, özellikle tandırda yaptıkları ekmekleri harika. Daha bitmedi; söğüş salata, sahanda yumurta, ceviz içi, çökelek, karpuz… Bu arada, çaydanlığı da jelli ısıtıcı ile getirdikleri için, çayın sıcaklığı çay bitene kadar sabit kalıyor. Benim gibi çay tiryakilerinin fazlasıyla hoşuna gideceği bir jest… Müzisyen olduğumdan mıdır bilemiyorum ama, gittiğim yerlerde çalınan müzik konusunda biraz tepkili davranabiliyorum. Müziğin sesini ya kıstırıyorum ya da mümkünse, müziği tamamen kapattırıyorum. Bunların hiçbirisi olmuyorsa,  ortamı terk ediyorum… Şehirden uzak, doğa ile iç içe bir yerdeysem, sadece doğanın sesini dinlemek isterim. Burada, müzik çalınmaması ya da lcd ekran televizyonlarda klip gösterilmemesi, Gölbaşı Restaurant’ın doğa ve huzur konseptini desteklemiş. Muğla yakınlarına yolu düşenlere tavsiye ederim; muhakkak Gölbaşı Restaurant’a uğrayın.

Kızılyaka:

Osman Aydın: Muğla Fethiye karayolu, 35.km, Kızılyaka

Yemekler çok lezzetli, personel çok kibar, servis güzel, fiyatlar uygun ve de wifi imkânı var. Buraya yolunuz düşerse güveçte kuru fasulye ve tandırda pişmiş tahinli pidenin tadına bakmalısınız. Acı biberi ve salatası çok güzel. Yoğurt olarak, bana göre en iyi markalardan biri olan “Kızılyaka” yoğurdu kullanıyorlar. Bu yoğurdun tadına bakmadan sofradan kalkmayın. Restoranlarda ve lokantalarda, yemek sonrası yapılan çay ikramı âdeti, unutulmaya başlansa da, burada yemek sonrasında çay ikram ediyorlar. Restoran sahibi Osman Aydın eğer oradaysa, müşterilerle tek tek ilgileniyor.

 

Ordu:

Dıgı’nın Yeri: Bahçelievler Mah. Atatürk Bulvarı No: 7

Merkez Tavsiye üzerine gittim ve çok beğendim burayı. Temiz ve sıcak bir ortam, çalışanlar da son derece kibar. Kıymalı yumurtalı Karadeniz pidesini, gerçekten çok iyi yapıyorlar. O kadar lezzetli ki, buraya gittiğimde başka bir şey yemek aklıma bile gelmiyor. Pidenin üzerine, ayrıca tereyağı konulduğu zaman daha da güzel oluyor. Turşu kavurma ikram ediyorlar… Özellikle, kavrulmuş lahana turşusu çok lezzetli. Servis biraz yavaş ama aceleniz yoksa böyle bir lezzet için beklemeye değer.

Aşiyan Cafe: 

Perşembe (Vona) sahilindeki bu deniz manzaralı şirin kafe, gitmeyi en çok sevdiğim yerlerden biri. Dışarıda oturursanız, dalgaların sesini dinleyip martıları, ördekleri ve geçen tekneleri izleyebilirsiniz.
Bir tost ne kadar güzel olabilir ki? Bu sorunun cevabını merak ediyorsanız, Aşiyan’ın sucuklu kaşarlı karışık tostunu yemelisiniz. Copyright olduğu için tostun formülünü yazmıyorum ama yolunuz Vona’ya düşerse Aşiyan’a gidin ve beni hatırlayın. Bu güzel tostun yanında, enfes turşu kavurma da ikram ediyorlar. Buranın turşusu başka! Doktor bana tuzu yasaklamasına rağmen, Aşiyan’a gittiğimde yasağı deliyorum ve muhakkak bu güzel turşu kavurmadan da yiyorum.

Ah ulan Rıza:

Perşembe Merkez’deki bu lokantayı, tesadüfen keşfetmiştik. İhsan abi (nam-ı diğer Ah ulan Rıza) ve eşi Rukiye ablanın işlettiği bu küçük lokantada, ızgara ağırlıklı yemekler yapılıyor. Özellikle deniz ürünlerinde iddialılar. İhsan abi, balık konusunda çok titiz; çiftlik balığını dükkânına sokmaz, günlük ve taze balık alır. Lezzetsiz, taze olmayan ve mevsiminde çıkmayan balığı kesinlikle müşterisine satmaz. Yağsız bir balık olan palamudun, ızgarada iyi olmayacağı kanısındaydım. Ta ki, burada palamut ızgara yiyene kadar… Zeytinyağında marine edilmiş günlük palamut, ızgarada piştikten sonra bambaşka oluyor. Hamsiyi de çok güzel yapıyorlar; özellikle, ızgarası muhteşem!
Perşembe’ye yolunuz düşerse, Ah ulan Rıza’ya gidin, hamsi ve palamut ızgarayı muhakkak deneyin.

Yason Kır Cafe:

Yason Burnu’nun yakınında, deniz kenarında, geniş bahçeli; bahçesinde salıncağı, tahta bankları, ağaçtan yapılmış dekoratif süsleri, eski ahşap iskemleleri olan, muhteşem manzaralı, kafa dinlemek için huzurlu, sakin bir ortam burası. Yağmur yağdığında ya da soğuk havalarda, içinde kuzinesi olan, camekânlı, kapalı mekânda da oturabilirsiniz.

Burada muhtelif yemekler; ızgaralar, köfte, balık vs yapılıyor ama buranın spesiyali nedir derseniz; size fındık tatlısı, sakarca ve melucan kavurmasını öneririm. Bu üçünü, daha önce başka bir yerde yememişsinizdir muhtemelen. Yason Kır Cafe’de kahvaltı da yapabilirsiniz; tavsiye ederim.

 

İyidere (Rize):

Kardelen Restaurant:  (0464 325 15 51 Ramazan Usta / İyidere)

Trabzon’dan Rize’ye gidiyordum; İyidere civarında -Ramazan ayı olmasına rağmen- açık bir restoran buldum. Aşçısının, Hüsrev’in eski aşçısı olduğunu öğrenince, kuru fasulyesini merak ettim. Burası, Karadeniz sahil yolunun üzerinde, yeni açılmış, temiz bir restoran… Ramazan ustanın kuru fasulyesini çok beğendim; kaliteli yağ kullandığı, yemeğin lezzetinden belli oluyor. Yemek kalitesi, yemek sonrasında çay ikram etmeleri, personelin müşteriye nazik ve saygılı davranması, burayı herkese tavsiye etmem için yeterli birkaç sebep.

 

Sinop:

Teyzenin Yeri Mantı Salonu: Yeni Mh, Gazi Cd, No:39

Bisikletle yaptığım Karadeniz seyahatimin 26. Günüydü. Sinop’ta nerede, ne yenir diye araştırırken, birkaç kişinin tavsiyesi üzerine, mantı yemeye Teyzenin Yeri’ne gittim. Kıymalı ve cevizli olmak üzere, iki çeşit mantı yapıyorlarmış. İkisinin de tadına bakmam için yarım porsiyon kıymalı, yarım porsiyon da cevizli mantı getirdiler. Kıymalı mantı; yumuşacık hamuru, lezzetli kıyması, salçalı tereyağlı sosu, sarımsaklı yoğurdu ile oldukça lezzetliydi. Cevizli mantıyı daha evvel yememiştim ve tadına bakınca, bunca yıldır kendimi böyle bir lezzetten mahrum ettiğime çok kızdım. Sinop’a yolunuz düşerse, mutlaka bu özel lezzetin tadına bakın.

 

Galati / Romania

Totem: Feribot iskelesi karşısı, Galati / Romanya

Bratianu’dan Galati’ye feribotla geçerken, karşı kıyıdan güzel bir ızgara kokusu geldi burnuma. Çok acıkmıştım ve bir haftadır da güzel yemek yemiyordum. Tekne kıyıya yanaşır yanaşmaz, kokunun kaynağını buldum. Burnum asla yalan söylemez; bu köftelerin çok güzel olduklarını, Tuna Nehri’ndeyken hissetmiştim. Köftelerin tadına baktığımda, burnumun beni yanıltmadığımı bir kez daha görmüş oldum. Sığır eti ve bir miktar da domuz eti karıştırarak hazırladıkları kıymayla yaptıkları bu harika köfteleri, hardalla yemenizi öneririm.

Türk mutfağı, inanılmaz bir mutfak; hem çok zengin, hem de gelişmeye müsait. Böyle bir kültüre sahip bir coğrafyadan geçerken, kesinlikle aç kalmıyorsunuz ve aç kalmamanın ötesinde, çok güzel yemekler yiyorsunuz gittiğiniz yerlerde. Türkiye’den çıktığımda biraz moralim bozulmuştu yemek konusunda. Bir hafta boyunca, istediğim gibi, doya doya yemek yiyemedim.  Ta ki Galati’ye gelene kadar… Tuna Nehri kıyısındaki bu güzel şehre yolunuz düşerse, Totem’in, lezzetli köftelerinden yemeyi unutmayın.

 

Tiflis / Gürcistan

Pasanauri:  37/46 Griboedovi St. Tbilisi

Rustavelli Caddesi’ni kesen sokakların birindeki bu nezih restoranda, Gürcü mutfağının lezzetli örnekleriyle tanışabilirsiniz. Yemekler güzel, personel kibar, fiyatlar ise oldukça uygun. Dekorasyonunu çok beğendiğim bu mekânın iç aydınlatması da gözleri yormuyor.
Gelelim yemeklere… Khinkali (hinkali), Kuchmachi (kuçmaçi) ve dana şiş yemenizi öneririm burada. Khinkali, mantıya benziyor ama ebat olarak daha büyüğü… İçine, doğranmış soğan ve baharatla karıştırılarak hazırlanmış dana kıyma, yengeç, mantar, patates ya da peynir konabiliyor. Kıymalı olanı, lezzet olarak bildiğimiz mantıya daha yakın… Üzerine karabiber döküp, sade olarak elle yiyebilirsiniz; yanında yoğurt ve salçalı sos getirmiyorlar. Kuchmachi ise, dana ciğerinin sos, sarımsak, soğan ve baharat kullanılarak, güveçte pişirilip, üzerine nar taneleri eklenerek servis edildiği geleneksel bir Gürcü yemeği. Tanıdığımız ciğer yemeklerinden farklı, güzel bir lezzet.

Gürcüler, baharatı ve tuzu çok seviyorlar; tuz kullanmayanların dikkatine… Bu arada, ana yemek dışındakileri de menüden seçiyorsunuz; ekmek ve su, bizde olduğu gibi ikram edilmiyor. Bu yüzden de et yemeklerinin yanında, yağda kızartılmış mısır ekmeği ve közde pişmiş patates istedik. İkisi de çok güzeldi; özellikle mısır ekmeklerine bayıldım.

 

Kartof Yumurta (Culfa, Marand, Tebriz / İran)

İran’ın Azerbaycan bölgesinde sıklıkla gördüğüm bir sokak yemeğinden bahsetmek istiyorum. İsmini ilk duyduğumda, kartof kelimesini bilmediğim için “Kartopu yumurta” zannettiğim bu yemeğin adı “Kartof yumurta”ymış. Bizdeki gobite benziyor. Közlenmiş patatesle haşlanmış yumurta, tereyağı, soğan ve çeşitli baharatlarla karıştırılarak, çatalla ezilip dürüm olarak yeniliyor. Semaverde demlenmiş çay, olmazsa olmaz tabii.. Bu arada, Azerbaycan bölgesinde çaya kehli dedikleri bir ot katıyorlar. Çay konusunda çok titiz olmama ve her çayı, kokuyu kolay kolay kabul etmememe rağmen, bu kehlinin kokusuna ve tadına bayıldım. Ankara’ya döndüğümden beri evde çaya kehli katıyoruz. Kehli bittiğinde ne yapacağımı bilmiyorum. “Kartof yumurta”, hem protein hem de karbonhidrat içerdiğinden, bisikletle gezenler için harika bir öğün. İran’a gideceklere tavsiye ederim.

photo-6

Tebriz Tarihi Çarşısı’nın girişi

 

Falude (Şiraz tatlısı / İran)

Fotoğrafta gördüğünüz serinletici tatlının adı, “Falude”. Falude, pirinç nişastasıyls yapılan bir Şiraz tatlısı. Şekli noodle’a benziyor. Güllaçtan da yapılabileceğini tahmin ediyorum. En azından deneyeceğim; olursa, sizi bilgilendiririm. Buzlu bir kapta muhafaza edilen noodle’lara gül suyu, şerbet ve isteğe göre limon suyu eklenip servis ediliyor. Bana biraz bicibiciyi anımsattı falude. Ne de olsa yakın coğrafyaların tatlısı… Bu arada, İran’da yapılan limon suyunu beğenmediğimi söylemek isterim. Pazarlarda, küçük limonları sıkıp, suyunu ve posasını şişelere doldurup satıyorlar. Çok uğraşıyorlar, özen gösteriyorlar ama nedense bu limon suyunun  tadı çok sentetik geldi bana. Falude, zeferanlı (safranlı) dondurmayla da sunulabiliyor. Safranlı dondurmayı çok beğenmedim. Bir de dondurmayı, tat versin diye faludeye ve meyve suyuna ekliyorlar ama çok fazla koyduklarından lezzetler karışıyor, hatta kötü bile oluyor diyebilirim. Faludeye sadece gül suyu ve şerbet çok yakışıyor. Bunlar kişisel görüşlerim tabii ki… Gidip, yerinde tatmanızı öneririm.

photo-7

Tebriz’de bir tatlıcı

photo-5

Tebriz’de bir tatlıcı

 

Abguşt (Dizi Restoran – Tahran / İran)

İran’ın en bilindik et yemeklerinden biri de “Abguşt”tur. “Eski dilde su, soldan sağa iki harfli” kare bulmaca sorusunun cevabı olan “Ab” kelimesi ile et anlamına gelen “Guşt ya da Goşt” kelimelerinin birleşiminden oluşur abguşt. Nohut, patates, soğan ve bilumum baharatla güveç gibi bir kapta pişirilen bu et yemeği, birinci fotoğraftaki gibi masaya gelir. Kaptaki et suyu bir tabağa boşaltılır, tabaktaki suya lavaş doğranarak tirit yapılır. Daha sonra, sofrada işi bilen kişi (bu kişi genelde erkek oluyor) ya da garson, tahta tokmaklarla eti ezerek püre haline getirir. Önceden et suyuyla ıslanmış olan lavaşlar, püre haline gelmiş olan etle beraber yenir. Abguştun yanında salata ve turşu çeşitleri de servis edilir. Tahran’a gidecek olursanız, bu işin en iyi yapıldığı yerlerden biri olan Dizi’ye gitmenizi öneririm. Duvarları İranlı ressamların tablolarıyla dolu, geleneksel tarzda dekore edilmiş bu samimi ortamda yemek yemek için önceden randevu alsanız bile, dışarıda oturup, sıranızın gelmesini bekliyorsunuz.

photo-9

Abguşt (etler ezilmeden önce)

photo-10

Abguşt (etler ezildikten sonra)

photo-8

Salata…

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s