Grossglockner ve Passo dello Stelvio

Sabah Hallstatt’tan ayrıldım ve akşam Bruck’a gelip, ikinci zorlu tırmanışım öncesinde kendime kalacak yer aradım. Geç saatte kalacak bir yer bulamayınca, tren istasyonunda (Bruck-Fusch Bahnhof) uyumak zorunda kaldım.

DSC08128

İstasyon binasındaki tahta koltuklarda, kesintilerle dolu, 2-3 saatlik bir uykuyla ve tam anlamıyla dinlenemeden, Großglockner gibi dik bir dağa tırmanmak üzere, sabah saat yedi civarında yola çıktım. Ferleiten’dan hemen sonraki gişelere geldiğimde, gişedeki memur bana acele etmemi, o gün için hava raporuna göre yağmur, hatta dolu bile beklediklerini söyledi. Gişelerde ücretsiz verilen stickerlardan iki tane alıp bisikletime ve çantama yapıştırdım. O stickerları tırmandıktan sonra yapıştıracaktım ama “Madem yapıştırdım, o halde tırmanmalıyım” diye kendi kendimi motive ederek; uykusuz, arkamda 30 kilo yükle, Großglockner Hochalpenstrasße yolu üzerindeki 2571 metre rakımda bulunan Edelweisspitze noktasına tırmandım. Buradan indikten sonra, rakımı 2504 metre olan Hochtor geçidinden de geçerek İtalya sınırına doğru devam ettim.

Transfăgărăşan’la bu iki geçit arasında yaklaşık 500 metre rakım farkı olmasına rağmen, Großglockner tırmanışım sırasında, şansıma hava güneşliydi ve üşümedim. Dik, mesafe olarak uzun ve biraz da zorlu bir tırmanıştı. Arkamda yük olması, uykumu alamamış olmam performansımı olumsuz etkilese de Avusturya Alpler’inin inanılmaz manzarasını izleyerek pedal çevirmenin verdiği pozitif enerji, beni Edelweiss’a çıkartmaya yeti de arttı bile.

Tarih: 17.07.2015
Yola çıkış: 07.10
Parkplatz Fuschertörl 1 (2407m): 11.37
Edelweisspitze (2571 m): 12.04 (Mola)
Yola devam: 13.17
Hochtor (2504m): 14.04

Hochtor’dan sonra fazla yol yapmak istemedim ve 15 kilometre daha devam edip, Heiligenblut’ta bir kamp alanına çadırımı kurdum. Sonraki gün de Lienz’ten geçtiğim sırada tanıştığım bir Türk ailenin evinde kaldım. Lienz’ten İtalya’ya gitmek için bisiklet yolunu kullandım. Orman içinden, köprülerden, ahşap tünellerden, su ve kuş sesleri eşliğinde Dolomitler’i izleyerek geçtiğim bu yolda hem çok keyif aldım hem de dinlendim.

 

Planladığım üçüncü tırmanış, meşhur Stelvio geçidiydi. Grossglockner kadar zor olmayacağını biliyordum ama yine de stratejik hata yapmak istemedim. Bu yüzden de tırmanış öncesi bisikletime bakım yaptım ve Laas’ta güzel bir otelde kalarak kaliteli bir uyku uyudum. Sabah, protein ve karbonhidrat ağırlıklı bir kahvaltı yapıp yola çıktım. Transfăgărăşan ve Großglockner tırmanışlarından sonra, hem fiziksel hem de psikolojik olarak antrenmanlıydım artık. Önce, Laas’tan 10 kilometre uzaktaki Prato’ya gittim, sonra da 24 kilometre boyunca, ortalama % 8-9 civarı bir eğimde pedal çevirerek, deniz seviyesinden 2760 metre yüksekte bulunan Stelvio geçidine ulaştım ve buraya tırmanan tüm bisikletçiler gibi, Bormio tabelası önünde hatıra fotoğrafımı çektirdim.

Önceden de tahmin ettiğim üzere, Stelvio’yu çıkarken fazla zorlanmadım. Öğlene doğru havanın ısınması biraz bunalttıysa da sorunsuz ve keyifli bir tırmanış oldu. Bu arada, dikkatimi çeken bir şeyden de bahsetmek istiyorum. Yaş ortalaması altmışın, altmış beşin üzerinde olan, fizikleri ve kondisyonları çok iyi, amatör sporcu gruplarına rastladım yolda. Aslında onlar bana rastladı desem daha doğru olur; çünkü hemen hemen hepsi benden daha hızlı gidiyordu. Türkiye’deki yaşam koşulları, insanların beklentileri, vizyonları, beslenme alışkanlıkları, belki de genetik faktörler, böyle bir yaşlılığa müsaade etmiyor gibi görünse de sporun genç yaşta özendirilmesi ve iyi bir çevre bilinciyle, ileriki yıllarda benzer görüntülerin ülkemizde de olacağı inancındayım.

Tarih: 22.07.2015
Laas (yola çıkış): 08.10
Bormio Zirve (2760m): 12.57
Passo dello Stelvio timelapse videosu (videoyu izlemek için tıklayın)

 

Stelvio’dan sonra başka tırmanış planlarım da vardı ancak bunlardan vazgeçip geziyi rölantiye alarak, Lecco ve Como göllerine, daha sonra da Milano’ya gittim. Milano’da üç gece kaldıktan sonra yönümü doğuya çevirdim ve Venedik üzerinden Ljubljana’ya, oradan Zagreb’e, sonrasında da Bosna Hersek’e geçip, yirminci yüzyılın en büyük katliamlarından birini yaşamış olan, yaraları henüz kapanmamış bu güzel ülkeyi gezdim. Sarajevo’da, soykırımın anlatıldığı fotoğraf sergisine, Umut Tüneli’ne ve Sarajevo Tarih Müzesi’ne gittim. Boşnak köylerinde misafirperver Boşnaklar’ın evlerinde kaldım. Potoçari’deki anıt mezarlığı, hemen yanındaki akümülatör fabrikasındaki soykırım müzesini gezdim ve son olarak Srebrenica’ya gittim. Bosna Hersek, Sırbistan ve Kosova arasındaki sınırlarda sorun yaşayacağımı düşünerek, Srebrenica’dan sonra otobüsle Priştine’ye geçtim. Otobüsten indiğimde bisikletimin maşasının kırıldığını fark ettim ve kırılan maşayı değiştirmek için bisiklet tamircisi aradım.

Priştine’de bisiklet tamiri yapan bir dükkan buldum. Günlerden Pazar olduğundan dükkan kapalıydı. Camekanda yazılı telefon numarasını arayıp, dükkanın sahibi olan Orhan ustayla konuştum. Orhan usta hemen geldi ve bana bir maşa hediye etti. “Sen takabilir misin” dedi. “Takarım usta” dedim. “Ben gidiyorum. İşin bitince, dükkanı kapatırsın” dedi ve dükkanı bana bırakıp gitti. Maşayı takmaya çalışırken dükkana müşteriler de geldi. Beni usta zannedip topuna hava bastırmak isteyen, motosikletinin arızasını gösteren kişiler oldu. Neyse, maşayı değiştirdim ve ertesi gün Priştine’den Üsküp’e gidip seyahatimi sonlandırdım. Buradan Orhan ustaya da teşekkür etmek istiyorum. Tanımadığı bir insana dükkanını emanet etmesi, maşa hediye etmesi, dükkandaki aletleri kullandırması, bu zamanda görmeye alışkın olduğumuz şeyler değil.

 

Özet olarak; hurdacıdan alıp, küçük değişiklikler yaptığım eski, ağır bir bisikletle, arkamda yükle, 2 aylık seyahatte 44 gün pedal çevirip 4200 kilometre -şehirleri de eklersek, 5000 kilometre civarı- yol katettim. 11 ülke, 8 başkent, 30’dan fazla şehir, sayısız köy, kasaba gördüm. Bir tanesi Karpatlar’da, diğer ikisi Alpler’de olmak üzere 2000 metre üzeri -iki tanesi 2500 metre üzeri- üç dağ geçidinden geçtim. Böyle bir seyahati yapabilmek için üst seviye bisikletlere ve pahalı donanıma kafayı takıp, yola çıkamayanlara örnek olması açısından, bisikletim hakkında teknik detayları da “Bir Renovasyon Hikayesi” adlı başlıkta topladım. Buradan bisikletimin toplanma hikayesini ve kullandığım ekipmanı inceleyebilirsiniz.

 

 

Reklamlar

Grossglockner ve Passo dello Stelvio” üzerine 2 düşünce

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s