İtalya (5. Bölüm)

Dördüncü bölümden devam…

Roma’da, Warmshowers sitesinden tanıştığım Luca Lupidi’nin evinde kalacaktım ve sözleştiğimiz saatte evde olmak istiyordum. Saat 10 sularında kamp yerinden ayrılıp, Roma’ya doğru yola koyuldum. Önce Formia’da kruvasan ve çayla küçük bir kahvaltı yaptım, sonra kendime saatte 25 kilometrelik bir ortalama hız limiti koydum ve Terracina’ya kadar hiç durmadım. Terracina’ya geldiğimde, 25’ten daha hızlı bir ortalama görünce, kendimi ödüllendirdim ve bir markette kısa bir mola verdim. Marketin park yerinde bir şeyler atıştırdıktan sonra, hiç vakit kaybetmeden yola devam ettim. Sıkıcı olan bu yolda biraz eğlenebilmek için, kendime küçük hedefler ve ödüller koymaya başladım. Bu hedefler de genelde ortalama hız üzerine oluyordu. İki saat boyunca 25 km/saat hız ortalamasını tutturursam, bir kruvasan ya da birkaç dilim kek yiyecektim. Yirmi beşin üzerine çıkarsam, hem kruvasan yiyecektim hem de farkın dakika cinsinden süresi kadar da dinlenecektim. Tabii ki bu ortalama hızlara tüm duraksamalar da dahildi. Yol sormak, haritaya bakmak, fotoğraf çekmek de işin işine girince, ne kadar hızlı giderseniz gidin, ortalamanız düşüyordu. Yine de 25’in altına düşmedim ve çoğu zaman daha hızlı bile gittiğim oldu.

roma 001

Camping Chalet Azzuro (Scauri – Lazio)

 

roma 002

Terracina yakınları (Lazio)

 

roma 003

Market alışverişi (Terracina – Lazio)

Böyle oyunlar oynaya oynaya, çok geç olmadan 170 kilometreyi devirip, dünyanın en güzel şehirlerinden birine geldim. Ankara’yı da sayacak olursak, gördüğüm beşinci başkentti burası. Napoli için janti değil ama serseri demiştim; Roma içinse, bir imparatorluk başkenti demek yanlış olmaz. Bu arada, yanlış anlaşılmasın; kendimi tarif ederken de serseri kelimesini kullanırım. Napoli’yi çok beğendiğim, belki de bana ait bir şeyler gördüğüm için bu ifadeyi kullanmıştım. Roma ise farklı; heybetli binalar, sütunlar, tarihi heykeller karşılıyor önce sizi ve bir zamanlar buranın büyük bir imparatorluğun başkenti olduğunu, şehre girer girmez hissettiriyor.
Trafiğin akışı, beni kısa bir sürede Piazza di Venezzia’ya (Venedik Meydanı’na) çıkardı. Seyahatimin on sekizinci günüydü ve yola çıktığım günden beri gördüğüm en büyük kalabalık buradaydı. Farklı milletlerden yüzlerce insan, ellerindeki haritalarla bir yerlere koşturuyordu. Venedik Meydanı civarında bisikletle gezinirken, bir yerde “Fontana di Trevi” tabelası gözüme ilişti ve saçma bir hareket yapıp o tabelayı takip ettim. Daracık sokaklarda, turist kafilelerinin arasında, elde bisiklet, kalakalmıştım. Şehirler arası yollarda ortalama hız hesabı yaparken, kalabalığın içinde milim milim ilerlemek çok sıkıcı geldi. Zor olsa da, “Aşk Çeşmesi” olarak bilinen “Fontana di Trevi”ye gidebildim ama, çeşmede tadilat olduğundan fazla bir şey göremedim.
Akşam olmuştu; Luca’yı aramam gerekiyordu… Wifi’ı olan bir pastanede oturdum, bir şeyler yedim ve Luca’yı arayıp evinin adresini öğrendim. Venedik Meydanı’nı referans alarak, Google Maps’in de yardımıyla Luca’nın evini kolayca buldum. Daha önceleri, tanımadığım birçok kişinin ya da ailenin evinde misafir olarak kaldım ama bu durum farklıydı; ilk kez Warmshowers gibi bir siteden tanıştığım bir ailenin evinde kalacaktım.
Nihayet, Luca ve ailesiyle tanıştım. Bana, kalacağım odayı gösterdiler ve Pazartesi gününe kadar da evlerinin müsait olduğunu söylediler. Çok sıcak insanlardı; beraber güzel vakit geçirdik. Cumartesi sabah, Luca’nın küçük oğlu Marco’yla gitar çalıştık; öğrencilerim için hazırladığım ders notlarımı verdim ona. Daha sonra evden çıktım ve akşama kadar Roma’yı gezdim. Piazza di Venezzia, Altare della Patria, Roma Forumu, Colosseo, Piazza del Popolo, Basilica di Santa Maria del Popolo, Piazza San Pietro, Basilica di San Pietro bir güne sığdırabildiklerimden birkaçı… Bisiklet olmasaydı, bu kadar hızlı gezemeyecektim ve bu kadar çok yeri bir günde göremeyecektim.
Tarihi dokusunun yanında, çok eğlenceli, renkli ve de hareketli bir şehir Roma. Meydanlarda, caddelerde resim yapanlar, dans edenler, müzik yapanlar, hediyelik eşya satanlar, turistler, şehrin kendi trafiği… Bitmek bilmeyen bir enerji var burada. Roma, insanların gelir seviyelerinin çok yüksek olduğu bir şehir. G8 üyesi olan İtalya’nın, yani dünyanın GSMH’sı en yüksek sekiz ülkesinden biri olan bu ülkenin, diğer şehirlerinde olduğu gibi bu şehrinde de Türkiye’deki gibi aşırı lüks otomobillere, 4X4’lere fazla rastlamadım. İnsanlar genelde Fiat 500C, Fiat Punto gibi küçük otomobilleri ya da scooter’ları tercih ediyorlar İtalya’da. Cumartesi günü, Roma içinde 35 kilometre bisiklete bindim ve bir tane üst model bir Masserati, az sayıda 4X4, az sayıda da Mercedes ve BMW gördüm. Masserati dışındaki gördüğüm diğer lüks araçların sayıca kat kat fazlasını, Ankara’da Bahçelievler 7. Cadde’de her gün görmek mümkün. Ankara’daki Park Caddesi’ne, İstanbul’daki Bağdat Caddesi’ne, Akaretler’e ya da Bebek, Emirgan civarına hiç girmiyorum bile. İtalyanlar, bu muhitlerdeki araçları görseler, kendi G8 üyeliklerini sorgulayabilirler belki.

Tarih: 27.06.2014
Güzergâh: Scauri – Roma (Harita için tıklayın)
Mesafe: 170 km
Şehir içi gezinmelerle beraber: 180 km

28.06.2014
Roma fotoğrafları…

roma 006

Piazza D’ara Coeli’den Campidoglio(Capitol) Tepesi, Cordonata(sağdaki merdivenler) ve solda, Santa Maria in Aracoeli Bazilikasına çıkan merdivenler.

 

roma 013

Altare della Patria (Vittorio Emanuele II Abidesi)

 

roma3

Capitol Tepesi’ne çıkan merdivenlerdeki (Cordonata) heykeller.

 

roma 011

Santa Maria di Lore

 

roma 008

Altare della Patria

 

roma 014

Altare della Patria’dan Santa Maria di Lore

 

roma 015

Altare della Patria’daki kaçmayan martılar.

 

roma 017

Santa Maria di Lore

 

roma 018

Santa Maria di Lore

 

roma 019

Mercati di Traiano (Trajan Market, Trajan Pazarları)

 

roma 020

Mercati di Traiano (Trajan Market, Trajan Pazarları)

 

roma 021

Mercati di Traiano (Trajan Market, Trajan Pazarları)

 

roma 022

Colosseo (Anfiteatro Flavio) ya da Kolezyum

 

roma 023

Arco di Costantino

 

roma 024

Colosseo (Anfiteatro Flavio) ya da Kolezyum

 

roma 025

Colosseo (Anfiteatro Flavio) ya da Kolezyum

 

roma 026

Tiber (Tevere) Nehrinde bir köprü

 

roma 027

Castel Sant’ Angelo (Kutsal Melek) Kalesi ve Tiber Nehri

 

roma 028

Tiber(Tevere) Nehri’nde bir köprü

 

roma 029

Tiber(Tevere) Nehri’nde bir köprü

 

roma 030

Via della Conciliazione’den Basilica di San Pietro (Aziz Petrus Bazilikası)

 

roma 031

Sütunlar, Piazza San Pietro

 

roma 032

San Peter (Aziz Peter) heykeli, Basilica di San Pietro

 

roma 033

Basilica di San Pietro

 

roma 034

Sütunlar, Piazza San Pietro

 

roma 035

Sütunlar, Piazza San Pietro

 

roma 036

Piazza San Pietro

 

roma 007

Michelangelo sergisi

 

roma 037

Chiesa di San Carlo al Corso

 

roma 039

Piazza del Popolo

 

roma 041

Basilica Di Santa Maria Del Popolo

 

roma 043

Basilica Di Santa Maria Del Popolo

 

roma 044

Basilica Di Santa Maria Del Popolo

 

roma 040

Sokak performansları (Piazza del Popolo)

 

roma 045

Sokak performansları

 

roma 047

Sokak performansları

 

roma 046

Sokak performansları

 

roma 052

Sokak performansları (Arkada görünen yer, Roma Forumu)

 

roma 016

Sokak performansları

 

roma 048

Düğün arabası (Cordonata)

Akşam eve döndüğümde, Marco’ya verdiğim ödevleri kontrol ettim ve sonra hep beraber yemeğe gittik. İçinde çadırların olduğu, kalabalık, festival ortamı gibi bir yere geldik. Ne festivali diye merak ederken; çadırlara, ağaçlara asılmış Che Guevara posterlerini, orak çekiç amblemlerini görünce, kendimi şanslı hissettim. “İtalya Sol bilmem ne” Federasyonu diye bir derneğin yemeğiymiş. Evden çıkarken bir restorana falan gittiğimizi düşünmüştüm; böyle bir ortamı hiç beklemiyordum. Restorandan, pizzadan ve spagettiden ziyade, benim de görmek istediklerim böyle şeylerdi zaten. Çok keyifli, samimi, güzel bir ortam vardı. Oradaki birçok kişiyle tanıştım, uzun uzun sohbet ettik, yedik, içtik, güldük, eğlendik…

Luca, Pazartesi gününe kadar kalabileceğimi söylemişti bana ama vize sorunum olduğundan, 29 Haziran Pazar günü yola devam etmeye karar verdim.

roma 004

Evdeki meraklı kediler

 

roma 005

Bir de bu açıdan:)

 

roma 049

Lupidi ailesine, beni misafir ettikleri için teşekkür ediyorum. (Grazie per avermi ospitato)

Bu habere Marco biraz üzülmüştü… Arkadaşlarıyla akşam prova yapacaklarmış ve benim de yanında olmamı istiyordu. Üzülerek Marco’nun bu güzel davetine katılamadım ve Pazar sabahı Luca’yla beraber evden ayrıldım. Silvestri Caddesi’ne geldikten sonra, Luca’yla vedalaştık ve Via Aurelia üzerinden Orbetello’ya gitmek üzere yola devam ettim.

Hafta sonları, şehirler arası yolların çok kalabalık olduğu dikkatimi çekti. Kışları nasıl bilmiyorum ama yaz ayları genelde böyleymiş. İtalya’da lüks otomobile çok rastlamasam da karavan kullanımının oldukça yaygın olduğunu gördüm. İnsanlar tatil günlerinde, karavanlarıyla deniz kenarlarındaki kamp alanlarına akın ediyorlar ve bu yüzden de trafik oldukça kalabalık oluyor. Sabah Roma’da yollar sakinken, Via Aurelio’nun trafiği gözümü korkuttu. Bu arada, nasıl olduysa Via Aurelio’ya ters yönden girmiştim ve yola devam edebilmem için de ne yapıp edip karşı şeride geçmem gerekiyordu. Bu yola ters girmemin sebebi, beni yönlendirecek bir trafik işaretinin olmamasıydı. İtalya’da trafik işaretleri biraz sorunlu; ya hiç yok ya eksik ya da üzerindeki bilgiler yanlış. Otoyol dışındakiler genelde böyle ve doğru olan işaretler de sizi otoyola yönlendiriyor. Tüm ülkelerde olduğu gibi, otoyollara bisikletin girmesi de yasak… Neyse, ters yöndeydim, yol yokuş aşağıydı, trafik çok kalabalıktı ve araçlar hızlı gidiyordu. Göbek ya da tali yol vardır düşüncesiyle, bir müddet, ağır ağır bu şekilde devam ettim. Daha sonra, yoldan geçen bir bisikletçiye sordum ve onun tavsiyesine uyarak; karşıma çıkan ilk yoncaya ters girip, sola döndüm.  Zor olsa da, ancak bu şekilde karşı şeride geçebildim.

 

roma054

Santa Marinella plajı (Roma – Albinia arası)

 

roma053

Kalabalık akşam trafiği (Karşı şerittekiler deniz tarafından geliyorlar)

Bu aksiyonun dışında başka da bir şey olmadı. Kıyıdan gittiğim için yol geneli düz sayılırdı ve yine hızlı sayılabilecek bir yolculuk oldu. 157 kilometre yol yaptım ve Lazio bölgesinden çıkarak Toskana bölgesine girdim. Orbetello’nun 10 kilometre ilerisinde, Albinia’daki Campeggio Oasi kamp alanına çadırımı kurdum. Grosetto’ya çok rahat giderdim ama Makedonya’da tamir ettiğim arka lastiğin yaması açıldı ve yolda sık sık durup, lastiğe hava basmak zorunda kaldım. Çadırımı kurduktan sonra, arka lastiği tekrar yamadım. Bu arada, burada yağmur yağmıyor ama Albinia’dan kolaylıkla görebildiğim kuzey yönünde çakan şimşekler, yarın için beni düşündürüyor.

Tarih: 29.06.2014
Güzergâh: Roma – Albinia(Harita için tıklayın)
Mesafe: 157 km
Gezinin devamını okumak için tıklayın

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s